Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/1247 E. 2021/5821 K. 25.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1247
KARAR NO : 2021/5821
KARAR TARİHİ : 25.11.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü sit alanı içerisinde izinsiz kazı yaparak tarihi eser çıkarmak isteyen sanıkların bu duruma göz yumması için söz konusu bölgeden sorumlu asayiş tim komutanı olan ve gizli soruşturmacı olarak tayin edilen tanık …’a 1.000 TL rüşvet verdikleri iddia ve kabul edilen somut olayda; 5237 sayılı TCK’nin, 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Yasa’dan önceki haliyle 5237 sayılı TCK’nin 257/3. maddesinde düzenlenen “görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama” suçunun oluşacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu suça TCK’nin 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edebilecekleri gözetilmek suretiyle suça konu menfaatin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nin 252/3. maddesi anlamında kamu görevlisi kişiye görevinin gereklerine aykırı olan bir işi yapması için verilip verilmediği hususunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve buna bağlı olarak suç niteliğinin tayini bakımından, sanıkların 2863 sayılı Yasa’ya muhalefet ve diğer suçlardan yargılamalarının yapıldığı … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/524 Esas sayılı davasının akıbetinin araştırılması ve hüküm verilmişse kesinleşme şerhli onaylı bir örneğinin bu dosya içine alınması sonrasında bütün deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle suç vasfının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, öte yandan Anayasa’nın 141/3, CMK’nin 34/1 ve 289/1-g maddeleri gereğince, hakimlerin ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, CMK’nin 230/1. maddesine göre de mahkumiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi gibi hususların bulunması gerektiği halde, her bir sanığın eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirilerek delilleriyle birlikte rüşvet fiiline konu olarak gizli soruşturmacı tarafından tanzim edilen 29/08/2007 tarihli tutanak içeriğine göre olay yerinde olmadıkları anlaşılan sanıklar … ve …’nın
hangi eylemleri nedeniyle sorumlu tutuldukları somut gerekçelerle ortaya konulmadan, keza sanıkların sabit görülen fiilleri ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi ile delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği de nazara alınmadan, gerekçe kısmında iddianamenin sonuç bölümünün tekrarlanması suretiyle, eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar …müdafileri ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 25/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.