YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24613
KARAR NO : 2021/25564
KARAR TARİHİ : 26.10.2021
K A R A R
İşyeri dokunulmazlığını ihlal etmek ve tehdit suçlarından suça sürüklenen çocuk …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2-c (2 kez), 31/3 (3 kez), 62 (3 kez), 116/2, ve 119/1-c maddeleri gereğince 2 defa 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 3 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2009 tarihli ve 2007/547 esas, 2009/993 sayılı kararının 23/02/2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 29/01/2012 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2-c (2 kez), 31/3 (3 kez), 62 (3 kez), 116/2, ve 119/1-c maddeleri gereğince 2 defa 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kahramanmaraş Çocuk Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2015/331 esas, 2015/500 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15/12/2020 gün ve 2020/105039 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
“Kahramanmaraş Çocuk Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli kararında suç tarihi 14/04/2018 olarak yazılmış ise de; Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 11/05/2007 tarihli iddianamede suç tarihinin 14/04/2007 olarak gösterildiği ve hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı veren Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2009 tarihli kararında da suç tarihinin 14/04/2007 olarak belirtildiği anlaşılmakla, söz konusu hatanın maddi hata temelli yazım hatası olduğu ve mahallinde mahkemesince her zaman düzeltilebileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre; kayden 08/08/1989 doğumlu olan ve suçun işlendiği 14/04/2007 tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında tehdit ve işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2, 116/2, ve 119/1-c maddelerinde öngürülen cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu aynı Kanun’un 66/1-e ve 66/2. maddeleri uyarınca asli dava zamanaşımı süresinin 5 yıl 4 ay olduğu, somut olayda suça sürüklenen çocuğun sorgusunun 31/01/2008 tarihinde yapılarak zamanaşımı süresinin kesildiği, 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin sorgu tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten sonra dava zamaşımı süresini kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 67/1. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 23/02/2010 tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin durduğu, yeni suçun işlendiği 29/01/2012 tarihinde dava zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, bu halde suça sürüklenen çocuğun sorguya çekildiği 31/01/2008 tarihinden hükmün açıklandığı 08/10/2015 tarihine kadar geçen süreden, zamanaşımı süresinin durduğu 23/02/2010 ile 29/01/2012 tarihleri arasında geçen 1 yıl 11 ay 6 günlük süre mahsup edildikten sonra kalan sürede, 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımının tamamlandığı anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun’un 66/2 ve 66/1-e madde ve fıkraları gereğince davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından sanık hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesi;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz.” şeklinde,
Anılan Kanun’un 67. maddesi;
“(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” biçiminde düzenlenmiştir.
Görüleceği gibi 5237 sayılı TCK’da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 67/2. maddesinde, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Dava zamanaşımının durması ise, Kanunda açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir.
Anayasının 38. maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/03/2017 tarihli ve 2015/8-268 esas ve 2017/124 sayılı, 17/01/2017 tarihli ve 2015/15-536 esas ve 2017/14 sayılı, 01/03/2016 tarihli ve 2015/3-599 esas ve 2016/99 sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır.
İnceleme konusu somut olayda;
Kahramanmaraş Çocuk Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli kararında suç tarihi 14/04/2008 olarak yazılmış ise de; Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen iddianamede suç tarihinin 14/04/2007 olarak gösterildiği ve hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı veren Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2009 tarihli kararında da suç tarihinin 14/04/2007 olarak belirtildiği anlaşılmakla, söz konusu hatanın maddi hata olduğu ve mahallinde düzeltilebileceği belirlenerek yapılan incelemede;
15-18 yaş grubu aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk … hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve iki kez tehdit suçlarından iddianame düzenlendiği, suça sürüklenen çocuğun 31/01/2008 tarihinde savunması alınıp hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 23/02/2010 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 29/01/2012 tarihinde kasten yaralama suçunu işlemesinden dolayı ihbar üzerine hükümlerin 08/10/2015 tarihinde açıklandığı anlaşılmıştır.
1 yıl 11 ay 6 günlük durma süresi göz önüne alındığında, yargılama sürecinde olağan dava zamanaşımı süresi olan 5 yıl 4 aylık zamanaşımı süresinin dolmasıyla TCK’nın 66/1-e, 66/2, 67/2 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçlardan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-Tehdit ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından suça sürüklenen çocuk … hakkında, Kahramanmaraş Çocuk Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2015/331 esas, 2015/500 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, CMK’nın 309. maddesinin 4-d fıkrası uyarınca Yargıtay tarafından düzeltilmesi gerektiğinden; suça sürüklenen çocuk … hakkında, tehdit ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından açılan kamu davalarının, CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının düşmesi nedeniyle bu suçlar için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 26/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.