Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/15437 E. 2021/19055 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15437
KARAR NO : 2021/19055
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/10/2019 tarihli ve 2019/61070 soruşturma, 2019/50258 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/02/2020 tarihli ve 2020/469 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29/04/2021 gün ve 18980-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/06/2021 gün ve 2021/67061 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, şüpheli …’in, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2019/44604 soruşturma numaralı dosyanın suça sürüklenen çocukları …, …, … ve… tarafından hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçu sonucunda ele geçirilen toplam ağırlığı yaklaşık 420 gram olan altını bozdurmak için suça sürüklenen çocuklardan kabul ettiği, bu hususta tutanağın tutulduğu, şüphelinin altını toplamda 75.000,00 TL civarı paraya bozdurduğu, böylelikle şüpheli … tarafından suç eşyasının bilerek satın alınması veya kabul edilmesi suçunun işlendiği iddia edilen somut olayda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, şüphelinin alınan ifadesinde ilgili tarihte işyerindeki kameranın çalışmadığını, söz konusu malların hırsızlık konusu olduğunu bilmediğini beyan ettiği, ayrıca suça sürüklenen çocukların da kuyumcunun bilmediğini iddia ettiği olayda şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair bilerek satın aldığına dair herhangi bir delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; somut olayda, suça sürüklenen çocuklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan Bakırköy 1. Çocuk Mahkemesinin 2019/353 esas sayılı dosyasında derdest bulunan kamu davasında, soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuk … …’nin 03/05/2019 tarihinde alınan ifadesinde, suça sürüklenen çocuk…’nin kendisine elinde bir miktar altın bulunduğunu, bunları satmak istediğini söylediğini ve kendisinden yardım istediğini, 419 gram altını alarak kuyumcu bir tanıdığının bulunduğunu belirterek …’ın dükkanına götürdüğünü, altınları …’a verdiğini, …’ın o gün 4.000,00 Türk lirası, daha sonradan da 71.000,00 Türk lirasını kendisine verdiğini, …’ın altınların akıbetini sormadığını, karşılığında …’ın kendisine fatura vermediğini, kendisinin yaşını sormadığını, altını doğrudan kabul ettiğini beyan ettiği nazara alındığında, ayrıca suça sürüklenen çocuklar… ve …’nin çalıştığı işyerinin sahibi … vekilinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz dilekçesinde suça konu yaklaşık 420 gram saf altının 22/04/2019 tarihindeki değerinin (yaklaşık 100.800,00 Türk lirası) altında bir miktar olduğunu belirttiği dikkate alındığında, kuyumcu şüpheli …’in bedelinin altında suç eşyası olduğunu bilmeksizin 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocuklardan saf altın satın almasının hayatın olağan akışına uymadığı, suça sürüklenen çocuk …’in de ifadesinde şüphelinin altınların akıbetini sormadığını belirtmesi gözetildiğinde, şüphelinin eylemine ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği ve bu nedenle şüpheli hakkında kamu davası açılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise aynı Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince (soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmez ise) dosya kapsamındaki deliller itibarıyla itiraz incelenip kabul veya reddedilecektir.
Dosya kapsamına göre, şüpheli …’in, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2019/44604 soruşturma numaralı dosyanın suça sürüklenen çocukları … …, … …, … ve… … tarafından hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçu sonucunda ele geçirilen toplam ağırlığı yaklaşık 420 gram olan altını bozdurmak için suça sürüklenen çocuklardan kabul ettiği, bu hususta tutanağın tutulduğu, şüphelinin altını toplamda 75.000,00 TL civarı paraya bozdurduğu, böylelikle şüpheli … tarafından suç eşyasının bilerek satın alınması veya kabul edilmesi suçunun işlendiği iddia edilen somut olayda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, şüphelinin alınan ifadesinde ilgili tarihte iş yerindeki kameranın çalışmadığını, söz konusu malların hırsızlık konusu olduğunu bilmediğini beyan ettiği, ayrıca suça sürüklenen çocukların da kuyumcunun suça konu altının hırsızlık konusu olduğunu bilmediğini iddia ettiği olayda şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair bilerek satın aldığına dair herhangi bir delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; somut olayda, suça sürüklenen çocuklar hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan Bakırköy 1. Çocuk Mahkemesinin 2019/353 esas sayılı dosyasında derdest bulunan kamu davasında, soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuk … …’nin 03/05/2019 tarihinde alınan ifadesinde, suça sürüklenen çocuk…’nin kendisine elinde bir miktar altın bulunduğunu, bunları satmak istediğini söylediğini ve kendisinden yardım istediğini, 419 gram altını alarak kuyumcu bir tanıdığının bulunduğunu belirterek şüphelinin dükkanına götürdüğünü, altınları şüpheli …’a verdiğini, …’ın o gün 4.000,00 Türk lirası, daha sonradan da 71.000,00 Türk lirasını kendisine verdiğini, …’ın altınların akıbetini sormadığını, karşılığında kendisine fatura vermediğini, kendisinin yaşını sormadığını, altını doğrudan kabul ettiğini söylemesi, ayrıca suça sürüklenen çocuklar… ve …’nin çalıştığı iş yerinin sahibi … vekilinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz dilekçesinde suça konu yaklaşık 420 gram saf altının 22/04/2019 tarihindeki değerinin (yaklaşık 100.800,00 Türk lirası) altında bir miktar olduğunu belirttiği dikkate alındığında, kuyumcu şüpheli …’in bedelinin altında suç eşyası olduğunu bilmeksizin 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocuklardan saf altın satın almasının hayatın olağan akışına uymadığı, suça sürüklenen çocuk …’in de ifadesinde şüphelinin altınların akıbetini sormadığını belirtmesi gözetildiğinde, şüphelinin eylemine ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği ve bu nedenle şüpheli hakkında kamu davası açılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (BAKIRKÖY) 4. Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 06/02/2020 tarih ve 2020/469 D.İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 10/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.