YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15416
KARAR NO : 2021/18489
KARAR TARİHİ : 03.11.2021
Bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1, 116/4 ve 62/1. (iki kez) maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 04/01/2018 tarihli ve 2017/485 esas, 2018/1 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07/04/2021 gün ve 6621-2021 Kyb sayılı talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/06/2021 gün ve 2021/50680 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/107 esas, 2020/4361 karar sayılı ilamında,”…28.06.2014 tarihli 6545 sayılı yasa ile değişik 5237 sayılı tck’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı cmk’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıklar ….’e zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması…bozulmasına…” şeklinde belirtildiği üzere, 5271 sayılı ceza muhakemesi kanunu’nun 150/3. maddesinde yer alan, “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa yüklenen 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Karar duruşmasında Ilgın A3 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda atılı suçtan tutuklu olduğu anlaşılan sanık …’a 04.01.2018 tarihinde tefhim edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK’nın 263’ncü maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle” hükmün usulüne uygun tefhim edilmediği, daha sonra kararın 05/01/2018 tarihinde cezaevinde bulunan sanığa 5271 sayılı CMK’nın 35/son maddesi uyarınca kendisine okunup anlatılmadan tebliğ edilmesi nedeniyle tefhim ve tebliğin usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 04.01.2018 tarihli kararının sanık …’a usule uygun olarak (sanığın cezaevinde olması halinde, cezaevindeki sanığa CMK 35/son ve 263’üncü maddelerine göre tebliği, aksi halde son ifadesinde bildirdiği son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması halinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilip, kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (ILGIN) Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 04.01.2018 tarihli ve 2017/485 E., 2018/1 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 03/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.