Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/9559 E. 2014/24130 K. 08.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9559
KARAR NO : 2014/24130
KARAR TARİHİ : 08.07.2014

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan sanık …’ün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 117/1, 119/1-c, 62/1 ve 51/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine; sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 117/1, 119/1-c ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.800.00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, Serik Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2008 tarih ve 2007/125 esas, 2008/144 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2013 gün ve 32709 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki 225/1. maddesine aykırı olarak sanıklar hakkında iddianamede unsurları gösterilmeyen fiile ilişkin yargılama yapılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasında,
2-Sanık … hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 117/1, 119/1-c, maddeleri gereğince hükmedilen 40 gün adlî para cezasının beher günü takdir edilen 30.00 Türk lirasından paraya çevrildiğinde 1.200.00 Türk lirası yerine, yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesinde,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Kanun’un 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmemesinde, isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Sanıklar … ve … hakkında hakaret suçundan yapılan yargılama sonucunda, Serik Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2008 tarihli kararıyla, iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan sanık …’ın adli para cezasıyla, sanık …’in ise hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiği, bu sanıklar yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşen kararın infaza verilmesi üzerine, iddianamede anlatılmayan suçtan hüküm kurulduğu, hesap hatası yapıldığı ve CMK’nın 231. maddesinin tartışılmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Sanıklar … ve … hakkında iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan açılmış bir dava olmamasına karşın, mahkumiyetlerine karar verilmesi şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılığa ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 sayılı kararında belirtildiği üzere; Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.

CMK’nın 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.

Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.

Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.

İnceleme konusu somut olayda; Serik Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2007 tarihli iddianamesiyle, sanıklar … ve … hakkında müşteki …’a karşı hakaret suçunu işledikleri iddiasıyla dava açılmasına karşın, 15.04.2008 tarihli hükümde, hakaret suçundan beraatlerine, iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçunu işledikleri sabit görülerek bu suçtan mahkumiyetlerine karar verilerek, açılmamış suçtan hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

Kanun yararına bozma konusu yapılan birinci hukuka aykırılığın yerinde görülmesi nedeniyle ileri sürülen diğer hukuka aykırılıkların, kabule göre bozma nedeni oluşturduğu değerlendirilmektedir. Y.C.G.K.’nun 13.6.2006 tarih ve 2006/151-157 sayılı kararında “… Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Yargıtay’ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez. Dolayısıyla, Yargıtay’ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı “kabule göre bozma” yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. ” denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan kanun yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Y.C.G.K.’nun belirtilen içtihadı karşısında hesap hatası yapılarak sonuç cezanın fazla belirlenmesi ve CMK’nın 231. maddesine yönelik taleplerin bu aşamada esastan incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden,

1-Kabule göre bozmanın konusunu oluşturan, hesap hatası sonucu fazla ceza belirlenmesi ve CMK’nın 231. maddesine yönelik taleplerin, bu aşamada esastan incelenebilme olanağı bulunmadığından, Adalet Bakanlığının bu konudaki kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE,

2-İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan sanıklar … ve … hakkında, Serik Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2008 tarih ve 2007/125 esas, 2008/144 sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA,

3-Hükümdeki hukuka aykırılık sanıklara verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan kanun maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanıklara iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçundan verilen cezaların KALDIRILMASINA,

4-Bu suçtan hükmolunan cezaların çektirilmemesine,

5-Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.