Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/23298 E. 2012/25043 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23298
KARAR NO : 2012/25043
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında kurulan hükümler ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde;
Yokluğunda verilen karar 26.05.2008 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen sanığın 29.06.2009 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu gözetilerek, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.03.2012 tarih ve 2011/6-386 esas, 2012/99 sayılı kararında açıklandığı üzere, her ne kadar kararda başvurulacak yasa yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “tebliğden(tefhimden)” şeklinde gösterilmesi nedeniyle bildirimin eksik ve yanıltıcı olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın bu hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi yani tebliğle işlemeye başlayacağı açık olduğundan, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesinin, sanık açısından yasa yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, bildirimde yer alan bu ifade nedeniyle temyiz süresinin ne zaman başlayacağı hususunda bir duraksama yaşandığına ilişkin herhangi bir anlatımın yer almadığı gözetilerek, yasal süre içinde temyiz başvurusunda bulunmayan sanık …’nün isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanık … hakkında kurulan hükümler ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde;
… 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15.09.2008 tarih 2007/388 esas ve 2008/234 karar sayılı temyiz isteminin reddine dair kararının sanığa tebliğine ilişkin belgeye dosyada rastlanmadığından sanığın 17.03.2009 ve sonraki tarihli dilekçelerinin temyiz talebinin reddine yönelik ve süresinde oldukları kabul edilerek yapılan incelemede;
… 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.04.2008 tarih 2007/388 esas ve 2008/234 karar sayılı kararının son oturumda hazır bulunmayan sanığa 23.05.2008 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği halde sanığın CMUK’un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 26.08.2008 tarihinde hükmü temyiz ettiği anlaşılmakla, sanığın … 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 15.09.2008 tarih 2007/388 esas ve 2008/234 karar sayılı ek kararına karşı yaptığı temyiz isteminin CMUK’un 317 maddesi uyarınca reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan temyiz isteminin reddine dair hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
III-Sanık … hakkında katılanlar … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle hırsızlık suçlarından kurulan hükümler ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde;
Daha önceden kasıtlı suçtan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi gereğince uygulama yapılamayacağı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK’nın 53/4. maddesine göre, suç tarihinde onsekiz yaşının doldurmamış olan sanık hakkında aynı Yasanın 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘53/1-maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölümler çıkarılarak, yerlerine ‘’Sanıklar … ve …’ın, TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan mahkum oldukları hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına’’ cümlelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV-Sanık … hakkında katılanlar … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümler ile ilgili temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Daha önceden kasıtlı suçtan kesinleşmiş mahkumiyeti bulunan sanık hakkında CMK’nın 231. maddesi gereğince uygulama yapılamayacağı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suç tarihi itibariyle konut dokunulmazlığını ihlal suçunun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle, sanığın katılan …’a yönelik eylemi nedeniyle CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca taraflara uzlaşma teklif edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Kabule göre de; sanığın birden fazla kişi ile birlikte konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlediğinden hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-TCK’nın 53/4. maddesine göre, suç tarihinde onsekiz yaşının doldurmamış olan sanık hakkında aynı Yasanın 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4-Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ve fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında, hükmolunan 1 yıldan az hapis cezasının, TCK’nın 50. maddesinin 3. fıkrası gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
5-Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında hükmolunan 8 ay hapis cezası ile ilgili ”verilen cezanın miktarı dikkate alınarak şartlarının oluşmaması sebebiyle hakkında TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde yasal ve yeterli gerekçe olmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, CMK’nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, bozmadan sanık …’nün de yararlandırılmasına, 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.