YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/39073
KARAR NO : 2021/9478
KARAR TARİHİ : 01.11.2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 08.06.2021 tarih ve 2020/11448 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.07.2021 tarih ve KYB-2021/82925 sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/1, 43/1, 157/1, 62 (iki kez) ve 52. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis, 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, dolandırıcılık suçu yönünden verilen hapis cezasının anılan Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, özel belgede sahtecilik suçu yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.09.2014 tarihli ve 2014/45 esas, 2014/398 sayılı kararın “aynı sanığın özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün (üç kez) hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.02.2015 tarihli ve 2013/275 esas, 2015/41 sayılı kararını kapsayan dosyalar incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek, Hâkim veya mahkemelerce verilen karar veya hükümlerle ilgili olarak, eksik inceleme, delillerin değerlendirilmesi ve mahkemenin takdirine ilişkin hususların kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
Sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık açılan 2014/45 esas sayılı dosyasında, müşteki …’a ait nüfus cüzdanı fotokopisini kullanmak suretiyle onun bilgisi dışında …. numaralı telefon hattına ait Türk Telekom ADSL abonelik sözleşmesini 01/12/2009 tarihinde düzenlemesi şeklindeki eylemi nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10/01/2014 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
Sanık hakkında yine aynı suçtan açılan ve 2013/275 esas sayılı dosyasında ise sanığın, yine aynı müştekiye ait nüfus cüzdanı fotokopisini kullanmak suretiyle onun bilgisi dışında ….,…. ve … numaralı hatlara ait Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom abonelik sözleşmesini 16/03/2006, 24/12/2010 ve 14/07/2009 tarihlerinde düzenlemesi şeklindeki eylemi nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 06/08/2013 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda suça konu müştekinin rızası ve bilgisi dışında çıkarılan …., ….,…. ve …. numaralı hatlara ait abonelik sözleşmelerinin farklı tarihlerde düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, bu abonelik sözleşmeleri açısından zincirleme suç hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesine göre verilecek cezadan artırım yapılması gerekirken, her bir sözleşme tanziminin ayrı eylem kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de,
1)Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2019/4062 esas, 2019/5929 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın müşteki adına müracaat ederek bilgi ve rızası dışında GSM ve ADSL abonelik sözleşmeleri düzenlettirmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın üzerine atılı eylemin, suç ve karar tarihinden önce 10.11.2008 tarihli ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/10. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun’un 56/4. maddesinde yer alan “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca, özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56/4 ve 56/5. maddelerinde düzenlenen suça vücut verdiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde,
2)Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 16.12.2020 tarihli ve 2017/29938 esas, 2020/12446 karar sayılı ilâmında, “…Sanığın aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanını kullanarak telefon hattı aboneliğini yaptığı anlaşılmakla, kamu kurumu olan nüfus müdürlüğünün maddi varlığı sayılan sahte nüfus cüzdanının araç olarak kullanılması nedeniyle eylemin TCK’nın 158/1-d maddesi kapsamında düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,.. ..Kanuna aykırı olup, ..hükmün BOZULMASINA,..” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda; sanığın müştekinin kimlik bilgilerini kullanarak 0212 509 88 80 numaralı hatta ait Türk Telekom abonelik sözleşmesi düzenlemesine ilişkin eyleminin anılan Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere 5237 sayılı Kanun’un 158/1-d maddesinde düzenlenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 18.09.2014 tarihli 2014/45 Esas ve 2014/398 Karar sayılı dosyasında, suçtan zarar gören ve kararı temyiz hakkı bulunan Türk Telekom A.Ş‘ye duruşma günü bildirilmediği gibi gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği; Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 10.02.2015 tarihli 2013/275 Esas ve 2015/41 Karar sayılı dosyasında ise, Vodofone A.Ş.’ye duruşma gününü bildirir tebligatın iade edildiği ve gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği, bu nedenle her iki kararın da henüz kesinleşmediği anlaşılmakla; ihbarnamedeki bozma isteminin REDDİNE, gerekçeli kararların usulüne uygun şekilde tebliği hususunun Mahkemelerince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 01.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.