Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/9119 E. 2021/10270 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/9119
KARAR NO : 2021/10270
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura kullanma

Katılan vekilinin temyizinin sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik, sanık … müdafisinin temyizinin ise sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün esasına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
A) Sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Sanık hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura kullanma” suçundan açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, suça konu faturaların gerçek bir ticari ilişkiye dayandığını beyan etmesi ve ödeme belgeleri de ibraz etmesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1) Faturaları düzenleyen mükellefler hakkında ilgili takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise dosyaların getirtilerek incelenmesi ve ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
2) Gerektiğinde, ibraz edilen ödeme belgelerine istinaden ödemelerin tamamlanıp tamamlanmadığının tespiti için faturaları düzenleyen mükellef ile kullanan mükellefin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,

3) Kabule göre de;
a) Türk vergi mevzuatının beyan usulüne tabi olması, Vergi Usul Kanununun 25/2. maddesinde vergi dairesince beyannamenin alınması ve tahakkuk fişinin tanzim edildikten sonra vergi mükellefine verilmesiyle verginin tahakkuk edeceğinin düzenlenmesi karşısında; atılı suçun sanığın beyanname vermesi ile oluşacağı anlaşılmakla, suça konu faturaların farklı beyanname döneminde kullanılması nedeniyle sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, sonuç ceza miktarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 11.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.