YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14305
KARAR NO : 2012/21490
KARAR TARİHİ : 01.10.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından kullanılan tüketici kredisi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesap kat ihtarnamesi gönderilmek suretiyle alacağın taksili için davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının itirazı üzerine icra takibin durduğunu, haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, kredi borcunun tamamını ödeme planına göre ödediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından davalıya kullandırılan kredinin üç taksitinin ödenmemesi nedeniyle, tüm alacağının muaccel olduğundan bahisle hesabı kat edilerek, kalan tüm taksitlerin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. 4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10 maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşme de, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede 2012/14305-21490
temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” yazılıdır. 15.02.2011 tarihli ihtarda ise, temerrüde düşürülen borç yanında, ileriye yönelik taksit miktarlarının da ödenmesi istenildiğinden, bu ihtar 4077 sayılı yasanın 10.maddesi şartlarına uygun bir muacceliyet ihtarı olarak kabul edilemez ve dolayısıyla tüm kredi borcu için takip yapılamaz. Bununla beraber davacının, davalının takip tarihinde halen ödemediği ya da eksik ve geç ödediği taksitler nedeniyle gecikme faizi ve diğer ferileriyle birlikte muaccel olan alacaklarını talep etme hakkı olduğu da açıktır. O halde mahkemece, davalının takip tarihine kadar ödemediği taksitlerle, geç ödeme nedeniyle gecikme faizi ve ferilerinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenecek bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.