Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9914 E. 2021/9112 K. 17.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9914
KARAR NO : 2021/9112
KARAR TARİHİ : 17.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro (Genel Mahkemeden Devreden)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı … … mirasçıları … ve müşterekleri, duruşmasız olarak müdahil davacı … vekili, davalı … vekili ile katılma yoluyla davacı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2017 Cuma günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Avukat … ile karşı taraftan … vekili Avukat … katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Mahkemece verilen önceki hükmün bozulması üzerine;
Yargıtay bozma ilamında özetle; tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının tüm tedavüllerinin getirtilmediği, kayıtların mevki, miktar ve sınırlarında bir değişiklik olup olmadığının saptanılmadığı, kayıtların revizyon durumlarının araştırılmadığı, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının hasımsız olarak açılan tezyidi dönüm davası ile miktarının artırılmasının davalı yönünden bağlayıcılığı bulunmadığının ve anılan kaydın dava konusu taşınmazı kapsadığının kabulü için tapunun sınırlarında okunan “…” ve “…” taşınmazlarının belirlenmesi gerektiği hususlarının üzerinde durulmadığı, ayrıca davalı yanın dayandığı tapu kaydının 147 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü ve bu taşınmazın da davalı olduğu anlaşıldığı halde her iki davanın birleştirilmesi gerektiğinin gözardı edildiği, ayrıca kayıt uygulamasının denetlenmesi için bir kısım komşu parsele ilişkin kadastro tutanağı ve dayanağı belgenin getirilmediği gibi, bir kısım taşınmazın da tespitleri davalı olduğu halde dava dosyaları getirtilip davaların sonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığının belirlenmediği, diğer yandan taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, taşınmazın kimin zilyetliğinde olduğu ve bu zilyetliğin ne zamandan beridir ne şekilde sürdürüldüğü hususlarının açıklığı kavuşturulmadığı, bu kapsamda 5917 Sayılı Kanun uyarınca yapılan uygulama sırasında görüş bildiren bilirkişiler ile tespit bilirkişilerinin de dinlenilmediği açıklanarak belirtilen hususları giderir şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 320 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile, taşınmazın tamamı 73920 pay kabul edilmek suretiyle, 24640/73920 payının Hazine adına, 4640/73920 payının hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı … ve müşterekleri adına, 24640/73920 payının ise davalı … … mirasçıları … ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … … mirasçıları … ve müşterekleri, müdahil davacı … vekil, Davalı … vekili ile katılma yoluyla davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın ihlal edilmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Hükmüne uyulan bozma ilamında değinilen hususlardan, tapu kayıtlarının tüm tedavülleri getirtiltilerek davacı …’nın dayandığı K.sani 310 tarihli ve 41 sıra numaralı tapu kaydından tedavül ettiği anlaşılan Aralık 1962 tarihli ve 51 sıra numaralı tapu kaydı ile davalı … …’nın dayandığı K.sani 310 tarihli ve 33 sıra numaralı kayıttan tedavül eden Ağustos 1966 tarihli ve 93 sıra numaralı tapu kayıtları ayrı ayrı sülüs hisseyi ihtiva ettikleri halde kalan payların kim ya da kimlerin uhdesinde olduğu belirlenmemiş, tapu kayıtlarının açıkta pay kalmayacak şekilde tüm tedavüllerinin ve pay durumlarının tespiti bakımından bilirkişiden rapor alınmamış, tarafların dayandıkları tapu kayıtları yöntemince uygulanıp kapsamları tayin edilmemiş, özellikle kayıt uygulamasında komşu parsellerden 148 parsel sayılı taşınmazın davalı olduğu dava dosyası getirtilerek bu dosyadan yararlanılmamış, Mahkeme gerekçesinde davalı ………’nın dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü parsellerden 147 parsel sayılı taşınmazın tespitinin kesinleştiği belirtilmekle beraber, taşınmazın tutanak örneğinde, tutanak suretinin 1976/76 Esas sayılı dava dosyasından alındığının, 05.01.2001 tarihli Tapu Müdürlüğü yazısında da taşınmazın tespitinin itirazlı olduğunun belirtilmesi karşısında, bu taşınmaz hakkında yöntemince araştırma yapılıp davalı olup olmadığı kesin olarak belirlenmemiş, bu taşınmazın davalı olması halinde birleştirme gereği üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi yoluna gidilmesi isabetli değildir.
Hal böyle olunca, sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacı …’nın dayandığı 21.12.1962 tarihli ve 51 sıra numaralı ve davalı … …’nın dayandığı 20.08.1966 tarihli ve 93 sıra numaralı tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ve davalı tarafın dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü 147 parsel sayılı taşınmaz ile çekişmeli taşınmaza komşu 148 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edildikleri dava dosyaları ile tespitleri kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek dosya ikmal edilmeli, 147 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edildiği dosyanın henüz kesinleşmediğinin anlaşılması halinde her iki dava dosyasının birlikte görülmesinin zorunlu olduğu gözetilerek dava dosyalarının birleştirilmesi gereği üzerinde önemle durulmalı, diğer taraftan taraf dayanağı kayıtların tüm tedavülleri ile tüm paylarının tespiti bakımından gerektiğinde tapu sicilleri üzerinde inceleme yetkisi de verilmek sureti ile bilirkişiden rapor alınmalı, bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında tarafların dayandığı tapu kayıtları tüm tedavülleriyle birlikte okunup, sınırlarının yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi sağlanmalı, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek rapor ve haritasında yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırlar işaretlenmeli; tapu kayıt uygulamasında şahıs sınırlarının tespiti hususunda önemle durulmalı, diğer yandan her iki yanın dayandığı tapu kayıtları sınırlarında gayri sabit sınırlar ihtiva etmeleri nedeni ile miktarları ile geçerli oldukları, ayrıca aynı yere uygunluğu saptanılan tapu kayıtlarından önceki günlü doğru temele dayanan ve hukuki değerini koruyan tapu kaydına değer verileceği ve davacı tarafın dayandığı tapu kaydının miktarı hasımsız olarak açılan tezyidi dönüm davası ile artırıldığından tarafları bağlamayacağı ve kök kaydındaki miktara itibar edilmesi gerektiği hususları göz önünde bulundurulmalı, davalı tarafın dayandığı kaydın çekişmeli taşınmaza uyduğunun belirlenmesi halinde bu kaydın 147 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü de dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalı, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu edilen taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli ve beyanları arasında doğacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; fen bilirkişisine, uygulanan tapu kayıtlarının sınırlarının kapsadığı alanı gösterir şekilde keşfi izlemeye ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli harita düzenlettirilmeli, tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uymaması veya miktar fazlası kısmın bulunması halinde ise, uyuşmazlığın Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen zilyetlik koşullarına göre çözümleneceği dikkate alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 17.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.