Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/28942 E. 2012/20111 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/28942
KARAR NO : 2012/20111
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıkların yokluğu ve bilgisi dışında atanan zorunlu müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan hükmün sanıklar tarafından süresinde temyiz edilmediği anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 2008/9-7 esas, 2008/56 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, kendisine zorunla müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiiye yapılmış bulunan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağından, sanıkların temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
A- Sanıkların müştekiler … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle haklarında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanıklara yüklenen hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın, türü ve süresine göre 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 12/06/2004 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
B-Sanıkların müşteki …’a yönelik eylemi nedeniyle haklarında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar müdafiinin son oturumda lehe hükümlerin uygulanması yönündeki istemi 765 sayılı TCK’nun 59/2. maddesi ile 647 sayılı Yasanın 4. maddelerini de kapsadığı halde, bu yönde olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
2-Sanık … hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Sanık …’ın adli sicil kaydından, aynı neviden olan cürümden dolayı mükerrir olduğu anlaşılmasına rağmen sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın 81/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve 765 sayılı TCK’nın 522. maddesinin lehe hükümlerinin sanık hakkında uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesine, 01/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.