YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10140
KARAR NO : 2021/9326
KARAR TARİHİ : 27.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
A) 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve vasisinin temyizlerinin incelenmesinde:
Sanığa yüklenen “2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, en aleyhe kabule 31.12.2008 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık ile vasisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B) 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ve vasisinin temyizlerinin incelenmesinde:
Sanık hakkında 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, … isimli kişilerin sigorta yapacakları vaadiyle kendisinden aldıkları vekaletnameyi kullanarak şirket kurduklarını, şirketle ilgisinin bulunmadığını, suça konu faturaların anılan kişiler tarafından düzenlendiğini beyan etmesi, şirket kuruluş sözleşmesinde sanığın vekalet verdiği…’ün imzasının bulunduğunun tespit edilmiş olması, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca… hakkındaki soruşturmanın ayrılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1) … hakkında yürütülen soruşturmanın akıbetinin araştırılması, anılan kişiler hakkında “sahte fatura düzenleme” suçundan kamu davası açıldığının anlaşılması halinde; her iki davanın birleştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde ilgili dava veya soruşturma dosyasının getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınması, gerekirse anılan kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri,
2) Suça konu faturaların asıllarının, bu faturaları kullanan mükelleflerden veya bu mükelleflerin ve davaya konu mükellefiyetin bağlı bulunduğu vergi dairelerinden sorulmak suretiyle, getirtilmesi, sanığın ve anılan kişilerin temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3) Faturalardaki yazı ve imzaların inceleme konusu kişilere ait olmadığının anlaşılması veya faturaların asıllarının temin edilememesi halinde ise; faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
4) Kabule göre de;
a) Sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin, her takvim yılı için düzenlenen en son fatura tarihi olduğu dikkate alınarak, davaya konu mükellefiyetin bağlı bulunduğu vergi dairesinden suça konu faturaların hangi tarih veya dönemde düzenlendiğini gösterecek şekilde listesinin istenmesi, gerekirse ve mümkünse kullanan mükelleflerden de araştırılarak, her takvim yılı için düzenlenen en son fatura tarihi belirlenerek suç tarihlerinin tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Mal veya hizmet satın aldığını beyan eden firmaların vermiş oldukları bildirim formlarına göre, 2011 takvim yılında tek bir firmaya bir adet fatura düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulama koşulları bulunmadığı halde sanık hakkında TCK’nin 43. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması,
c) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve vasisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 27.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.