Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9616 E. 2021/10729 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9616
KARAR NO : 2021/10729
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 139, 102 ada 66 ve 106 ada 83 parsel sayılı sırasıyla 21.899.89, 37.754,20 ve 12.086,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal ve tapu kaydı nedeniyle davalı … ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazlarda tapu miktar fazlalığı bulunduğunu ve taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, parsellerin orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle dava açmış; asli müdahil Orman İdaresi, aynı iddiayla davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 139 parselin 04.05.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 6.898,89 metrekarelik bölümü ile 106 ada 83 parselin 12.06.2014 tarihli raporda (B) harfiyle gösterilen 1.086,17 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, 102 ada 66 parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından 102 ada 66 ve 101 ada 139 parsellere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumlarından itibaren getirtilerek, yöntemince uygulanmak suretiyle taşınmazlara uyup uymadıkları saptanmadığı gibi, orman bilirkişisi tarafından taşınmazın konumu hava fotograflarında gösterilmediğinden rapor da denetlenememektedir. Ayrıca, 1966 yılında seri bazda yapılan orman kadastrosuna ilişkin evraklar ve tahdit haritasının getirilerek taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu belirlenmemiş ve böylelikle taşınmazın evveliyatı hakkında yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeya dayanılarak hüküm verilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri, varsa harita veya krokileri ile revizyon gördükleri tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanakları ve dayanakları, taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile hem eski tarihli ve varsa amenajman planı dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman tahditlerine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı 1/5000 ölçekli orman tahdit harita örneği bulundukları yerden getirtildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli; taşınmazın kesinleşmiş tahdit dışında kaldığının belirlenmesi halinde, yöredeki tahdidin seri bazda yapıldığı gözetilerek çekişmeli taşınmazın tahdidin kesinleşen dış sınırına bitişik olup olmadığı belirlenmeli; tahdit sınırına bitişik ise, 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkarılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “sınırlama dışı kalan ormanlar için yapılacak işlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan Devlet ormanlarının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet ormanları hakkında Orman Kadastro Komisyonlarınca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından, ıttılâ hasıl olduktan sonra hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü gereğince yapılan tahdit sırasında çekişmeli taşınmaz vasfının değerlendirilmiş olduğu düşünülmeli, tahdit hattına sınır değil ise, çekişmeli taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafındaki durumu uzman bilirkişiler eliyle incelenerek, bilimsel rapor alınmalı, çekişmeli taşınmaz hâkim tarafından gözlemlenmeli, üzerinde neler bulunduğu (bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, taşınmazın dört bir yandan fotoğrafları çektirilmeli; ayrıca, dayanak tapu kaydı, yaşlı ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler aracılığıyla zemine uygulanmalı; bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgiler alınmalı; tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı belirlenmeli ve uygulama, fen bilirkişi tarafından düzenlenecek krokide tapu kaydı gösterilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılmalı, bu cümleden olarak; ziraat mühendisine inceleme yaptırılarak, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de Tapu ve Kadastro Müdürlükleri ile mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, hükmün bozulmasına karar erilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’ nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’ un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 01.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.