YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14843
KARAR NO : 2021/18163
KARAR TARİHİ : 01.11.2021
Nitelikli hırsızlık, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1, 116/4, 119/1-c, 151/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay, 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000,00 Türk lirası adlî para cezaları cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2018 tarihli ve 2017/186 esas, 2018/646 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebinin reddine dair Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2019 tarihli ve 2019/210 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 01/04/2021 gün ve 94660652-105-07- 3597-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/05/2021 gün ve 2021/48184 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalara nazaran,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-e maddesinde “(1)Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.” şeklinde yer alan düzenleme uyarınca kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanan davanın hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülebilmesi için, yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olması gerektiği;
Dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin dilekçesinde sanığın kardeşi olan gerçek fail …’un sanığa ait kimlik bilgilerini kullandığı, bu sebeple daha önce de mağduriyetler yaşadığını, sanığın Antalya İline hiç gitmediğini, Silvan/Diyarbakır’da ikamet ettiğini, kovuşturma aşamasında 20/02/2018 tarihinde sanığın alınan savunmasında suçlamaları kabul etmediğini, 27 kardeş olduklarını kardeşi …’un kendi kimlik bilgilerini kullanarak bu suçu işlediğini, Antalya’ya hiç gitmediğini ancak o tarihlerde kardeşi …’un Antalya’da olduğunu, iddianamede okunan diğer sanıkları hiç tanımadığını, kullanmakta olduğu hattın 536 856 47 63 olduğunu, kendisine okunan 530 181 57 83 numaralı hattın kendisine ait olmayıp kardeşi Mustafa’nın kullanımında olduğunu, talimat mahkemesince sanığa ait imza ve yazı örneklerinin alınıp mahkemesine gönderildiği ancak gerçek failin tespiti açısından bir mukayeseye tabi tutulmadığı, kovuşturma aşamasında sanığın kimlik bilgilerinin kullanıldığı savunması yapıldığı halde irdelenmediği, Serik Sulh Ceza Hakimliğinin 01/01/2017 tarih ve 2017/2 sorgusu ile tutuklanan kişinin kendisi olmadığını beyan ettiği,
Olay tarihinde sanığın müştekinin triplex evinin salon camındaki pimapen pencereyi zorlamak suretiyle gece vakti içeriye girdiği ve evden bazı eşyaları alarak sürgülü kapıdan çıkmaları şeklinde iddia ve kabul edilen somut olayda, sanık …’un aşamalarda alınan beyanlarında ısrarla atılı suçları işlemediğini, kardeşi olan …’un kendisine ait kimlik bilgilerini kullanarak bu suçları işlediğini, soruşturma aşamasında tutuklanan kişinin kendisi olmadığına ilişkin savunmada bulunduğu, sanığın üzerine atılı suçları işleyen gerçek fail olup olmadığının, kardeşinin kendisine ait kimlik bilgilerini kullanarak atılı suçları işleyip işlemediğinin kovuşturma aşamasında ayrıntılı bir şekilde irdelenerek hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya çıkarılmadığı anlaşılmakla, SEGBİS yoluyla talimat mahkemesince alınan sanığa ait imza ve yazı örnekleriyle fiili olarak suçları işleyen ve yakalanan gerçek faile ait imza ve yazı örneklerinin mukayeseye tabi tutulması, suçları işleyenin gerçek kimliğinin ortaya çıkarılması için denetime elverişli teşhis yaptırılması, tanık dinlenmesi, kimlik bilgilerine göre hakkında hüküm kurulan ancak suçlamaları kabul etmeyen sanığa ait kamera kaydı araştırması ve parmak izi incelemesi yapılarak gerçek failin tespit edilmesini müteakip, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği cihetle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İnceleme konusunu oluşturan davada, sanık …’un aşamalarda olayın failinin kendisi olmadığını, kardeşi …’un olayın faili olduğunu ve kendi kimlik bilgilerini kullandığını savunduğu, ancak mahkemece bu savunmaya göre bir araştırma yapılmadan sanık … hakkında, Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2018 tarihli ve 2017/186 Esas – 2018/646 Karar sayılı ilamı ile müştekiler … ve …’ya yönelik eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verildiği, mahkumiyet hükmünün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, aynı müştekilere yönelik eylemi nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçları yönünden ise 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararların da itiraz edilmeksizin kesinleştiği, ardından sanık müdafii Av. … tarafından dosyaya sunulan 25.10.2019 tarihli dilekçe ile yeni olaylar da ortaya konularak yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2019 tarihli ve 2019/210 D.İş sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın da itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla;
“Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklindeki 5271 sayılı CMK’nın 311/1-e maddesi uyarınca sanığın daha önceki savunmaları ve sanık müdafiinin yeni olay niteliğinde ileri sürdüğü hususlar da irdelenerek yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verip, olayın gerçek failinin kimliğini kesin olarak tespit için parmak izi mukayesesi de dahil gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (SERİK) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 12/12/2019 tarihli ve 2019/210 D.İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 01/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.