YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15394
KARAR NO : 2021/18164
KARAR TARİHİ : 01.11.2021
Mala zarar verme, hakaret ve silahla kasten yaralama suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/09/2020 tarihli ve 2020/13687 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/12/2020 tarihli ve 2020/7334 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/04/2021 gün ve 4053/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/06/2021 gün ve 2021/53163 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin sevgilisinin eski eşi ve onun azmettirdiği faili meçhul şüpheliler tarafından saldırıya uğradığı, ayrıca şüphelinin kendisine yönelik hakarette de bulunduğu, olay sırasında yanındaki sevgilisinin de yaralandığı ve aracının da zarar gördüğünden bahisle şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığında dair ek karar verilmiş ise de, olay sırasında müştekinin yanında bulunan…’in olay günü kollukta verdiği ifadesinde eski eşi ile yüzlerini tam göremediği iki kişinin ellerinde beyzbol sopası ve İngiliz anahtarı ile müştekiye saldırdıklarını, onları ayırmaya çalışırken eski eşinin kendisinin eline de vurduğunu ifade ederek, şüphelilerden şikayetçi olduğu, 14/05/2020 tarihinde verdiği ifadesinde ise önceki ifadesini aynen tekrar ettiğini belirttikten sonra, olay gecesi sevgilisi ile birlikte kızını eski eşine teslim edecekleri sırada yüzünü tam göremediği şahısların ellerindeki sopa ve İngiliz anahtarı ile müştekiye vurduklarını, eski eşinin de bu şahısların yanına geldiğini ancak kendisine ya da müştekiye vurup vurmadıklarını hatırlamadığını belirterek şüphelilerden şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, olayın tek görgü şahidinin bir kez daha ifadesinin alınarak iki ifadesi arasındaki çelişkinin nedenin sorulması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir.
İnceleme konusu dosyada, müşteki …’nun, sevgilisi olan…’in eski eşi şüpheli … ve onun azmettirdiği faili meçhul şüpheliler tarafından saldırıya uğradığını, ayrıca şüphelinin kendisine yönelik hakarette de bulunduğunu, olay sırasında yanındaki sevgilisinin de yaralandığını ve aracının da zarar gördüğünü belirterek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli … hakkında yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığında dair ek karar verilmiş ise de; olay sırasında müştekinin yanında bulunan…’in olayın hemen ardından vermiş olduğu kolluk ifadesinde velayeti kendisinde olan müşterek çocuklarını eski eşi …’e bırakmak için gittikleri olay yerinde eski eşi … ile yüzlerini tam göremediği iki kişinin ellerinde beyzbol sopası ve İngiliz anahtarı ile müşteki …’ya saldırdıklarını, onları ayırmaya çalışırken eski eşinin kendisinin eline de vurduğunu, …’yu araç içinde darp ettiklerini, olayı eski eşinin planladığını düşündüğünü, zira normalde şüphelinin müşterek çocuklarını evinden alıp tekrar evine bıraktığını, ancak olay günü kendi oturduğu eve yakın olay yerine çocuğu bırakmasını istediğini ifade ederek şüphelilerden şikayetçi olduğu, 14/05/2020 tarihinde vermiş olduğu savcılık ifadesinde ise “Normalde çocuğu eşim benim evimden alıyordu ve tekrar eve bırakıyordu. 1 nisan 2020 günü öğleden sonra kendisiyle çocuğun teslimi hususunda mesajlaşmaya başladık. O gün eşim çocuğu benim gelip kendisinden almamı istedi ve tekrar bırakmamı söyledi, hatta kendisi sinpaş konutlarında oturmasına rağmen sinpaşın önünde bulunan lastikçinin önünden çocuğu almamı ve tekrar buraya bırakmamı söyledi. Bende bu durumdan şüphelendiğim için arkadaşım … ile birlikte saat 18:00 sıralarında çocuğu almaya gittik, çocuğumla birlikte vakit geçirdikten sonra saat 23:00 sıralarında Köfteci Yusuf’un olduğu caddeye … ile birlikte gittik, araçta … sürücü koltuğunda ben ön yolcu koltuğunda, çocuğum ise arka koltukta bulunmaktaydı. Bir süre sonra eşim kendine ait… plakalı aracı ile gelerek bizim aracın önünde durdu. Bu sırada çocuğumun kapısını açarak beklemeye başladı, eşim gelerek çocuğu araçtan indirdi ancak çocuğun bulunduğu kapıyı eliyle tutarak kapanmasına engel oldu, çocuğumla konuşmaya başladı. Nereden geldiğini bilmediğim ve simasını da karanlıkta göremediğim şahıslar gelerek …’ın bulunduğu kapıyı açtı ve ellerindeki beyzbol sopası ve ingiliz anahtarıyla …’a vurmaya başladılar. Karanlıkta ellerinde bulunan cisimleri tam olarak da göremedim. Ben bu sırada panikle …’ı korumaya çalışırken karşı tarafın elinde bulunan sopalar benim elime de isabet etti. Şahısların bilerek bana vurduklarını düşünmüyorum, …’ı darp ederken yanlışlıkla benim elime vurmuşlardır. Ben bağırınca şahıslar olay yerinden ayrıldı. İsmini bilmediğim şahıslar …’a vurduğu sırada eşim de bunların yanına geldi ancak …’a veya bana vurup vurmadığını hatırlamıyorum. Olay nedeniyle ismini bilmediğim şahıslardan ve ayrıldığım eşim …’den şikayetçi değilim ayrıca olay yerinde bulunan kızımın 8 yaşında olması nedeniyle kızımın psikolojisinin bozulacağını düşündüğüm için tanık olarak dinlenmesini istemiyorum.” şeklinde beyan verdiği ve olayın meydana geldiği yeri uzaktan gördüğü anlaşılan kamera kaydının kolluk görevlilerince yapılan çözüm tutanağında, müştekinin aracının çevresinde yaşanan hareketlilikten sonra üç şahsın olay yerinden kaçar vaziyette ayrıldığının belirtildiği anlaşılmakla; olayın tek görgü tanığı olan…’in bir kez daha ifadesinin alınarak iki ifadesi arasındaki çelişkinin nedeni ile şüphelinin müşteki …’ya hakaret içerikli sözler sarf edip etmediğinin sorulması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmediğinden itirazın bu yönden kabulüyle soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (DENİZLİ) 2. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 18.12.2020 tarihli ve 2020/7334 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 01/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.