Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/25334 E. 2021/9839 K. 04.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25334
KARAR NO : 2021/9839
KARAR TARİHİ : 04.11.2021

İtiraz eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi- Sayısı : 01.07.2021- KD-2021/81847
İtiraz Edilen Daire Kararı : (Kapatılan)15.Ceza Dairesi’nin 25/03/2021 tarihli 2020/9456 Esas ve 2021/3603 Karar sayılı kararı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 02/10/2019 tarihli 2017/111 E. ve 2019/414 K. sayılı kararı

İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 02/10/2019 tarihli, 2017/111 E. ve 2019/414 K. sayılı kararı ile sanıklar … ve …’un “nitelikli dolandırıcılık” suçundan TCK’nın 158/1-f,son, 62/1, 52/2-4 ve 53 maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.458.320.TL adli para cezası ile; “resmi belgede sahtecilik” suçundan TCK’nın 204/1, 62/1 ve 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş; sanık … ve sanık … müdafisinin temyizleri üzerine (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince hüküm onanmıştır.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01/07/2021 tarih ve KD-2021/81847 sayılı yazısı ile bahse konu onama ilamına karşı, usul yönünden özetle“….aynı fiilden dolayı sanıklar hakkında verilen 07.01.2010 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki değerden yoksun olmaması, bu kararın itiraz üzerine kesinleşmesi ve kesin hüküm benzeri sonuç doğuran kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesinin, işlem tarihinde yürürlükte olan CMK’nun 173. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yeni delilin varlığına ve önceden verilen dilekçeyi değerlendiren merciin bu hususta karar vermesine bağlı olması, kanun koyucu tarafından bu hususun ceza muhakemesi şartı olarak öngörülmesi karşısında; aynı fiile ilişkin daha önceden verilip kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunduğu halde CMK’nun 173. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen ceza muhakemesi şartı gerçekleşmeden, sanıklar hakkında aynı fiilden dolayı kamu davası açılması usul ve kanuna aykırılık oluşturduğu…” esas yönünden ise özetle “….katılanın beyanlarının her aşamada çelişkili olduğu, bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut olmasına rağmen çelişki giderilmeden 15/03/2012 tarihli rapor esas alınarak hüküm kurulduğu, tanıklar …, …ile sanıklar arasında husumet iddiaları araştırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğundan” hükmün bozulmasına karar verilmesi istemi ile itirazda bulunulmuş ise de;
Dosya kapsamına göre, suça konu eylem nedeniyle, katılan tarafından “resmi belgede sahtecilik” suçundan şüpheliler … ve … hakkındaki 06/10/2010 havale tarihli şikayeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/86739 soruşturma sayılı dosyası üzerinden soruşturmaya başlanıldığı, tarafların beyanı alındıktan sonra 07/01/2010 tarih ve 2010/86739 Soruşturma, 2011/1254 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında “Dolandırıcılık” suçundan eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçe gösterilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, aslı yaşanan depremde ve sonrasında yaşanan sel felaketinde tarumar olduğu bildirildiğinden ele geçirilemeyen, dosyada aslı gibidir onaylı suretleri bulunan soruşturma dosyası kapsamında suçtan zarar gören … adına oluşturulmuş tebligat sureti bulunmakta ise de; tebligatın çıkartılmış olduğuna dair evraka dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi PTT Genel Müdürlüğü Bornova Posta Dağıtım Müdürlüğü nezdinde de tebligatın arşiv süresi dolduğundan akıbet bilgisine ulaşılamadığı, söz konusu takipsizlik kararına karşı şüpheli adı kısmında maddi hata yapıldığı gerekçesiyle sanık … müdafisi tarafından yapılan itirazın ise Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18/04/2011 tarih ve 2011/978 Değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verildiği, bu kez katılan tarafından 28/03/2011 tarihinde şüpheliler …, …, …, … ve… aleyhinde “bedelsiz senedi kullanma, dolandırıcılık, tehdit, hakaret, özel hayatın gizliliği ihlal, avukatlık görevini kötüye kullanma ve diğer suçlar yönünden” şikayeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/26461 ve 2011/26451 soruşturma nolu dosyaları üzerinden soruşturma başlatıldığı, daha sonra soruşturma dosyalarının 2011/26451 numara üzerinden devamına karar verildiği, sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.05.2012 tarih ve 2011/26451 Soruşturma, 2012/17026 E. 2012/963 sayılı iddianamesi ile sanıklar … ve … hakkında “nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik” suçlarını işledikleri iddiası ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 03/12/2012 tarih ve 2012/189-400 E.K. sayılı kararı ile sanıklar hakkında delil yetersizliğinden beraat hükümleri verildiği, katılan vekilinin temyizi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 15.Ceza Dairesi’nin 2014/13109 E. 2017/6065 K. sayılı kararı ile eksik incelemeden hükümlerin bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında Mahkemenin 02/10/2019 tarih ve 2017/111 E. 2019/414 K. sayılı kararı ile mahkumiyet hükümleri verildiği, sanık … ve sanık … müdafisinin temyizi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 15.Ceza Dairesi’nin 25/03/2021 tarih ve 2020/9456 E. 2021/3603 K. sayılı ilamı ile hükümlerin onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
CMK’nın 173. maddesinin birinci fıkrasının ilk hâlinde suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kendisine tebliğ edildikten sonra on beş gün içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebileceği hükme bağlanmış iken, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun ile itirazı incelemeye yetkili merci ağır ceza mahkemesi olarak belirlenmiş, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile de bu incelemeyi yapma yetkisi sulh ceza hakimliğine verilmiştir. CMK’nın 173. maddesinin 680 sayılı KHK’nın 11. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki altıncı fıkrası uyarınca itirazın reddedilmesi üzerine Cumhuriyet savcısının kamu davası açabilmesi, yeni delilin varlığı ve önceden verilen dilekçeyi değerlendiren merciin bu hususta karar vermesine bağlı iken, anılan değişiklikle kamu davası açılabilmesi CMK’nun 172. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen usule tabi tutulmuştur.
Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, muhakeme faaliyeti sonunda, yargılama makamı tarafından verilmiş kararlar olmayıp, adli-idari nitelikte kararlardır. Ancak, bu kararlara itiraz yolunun açık olması nedeniyle itiraz üzerine kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, mahkeme denetiminden geçerek yargısal karar hâlini alır ve yargı otoritesi özelliğini gösterir. Gerek itiraz üzerine kesinleşen, gerekse itiraz edilmeksizin kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar bakımından, kanunun aradığı anlamda yeni delil ortaya çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı Cumhuriyet savcısı aynı işe tekrar el atamayacağından, kesin hüküm etkisine benzer bir hâl doğmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede;
Sanıkların katılana yönelik “resmi belgede sahtecilik” suçunu işlediğine ilişkin şikayet üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2010/86739 soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda “dolandırıcılık” suçundan sanık … hakkında 07/01/2010 tarih ve 2010/86739 Soruşturma, 2011/1254 Karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın CMK’nın 173/1 maddesi uyarınca suçtan zarar gören katılana tebliğ edilmediği gibi, karara hukuki yararı bulunmayan sanık … müdafisinin sadece maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin itiraz ettiği, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18/04/2011 tarih ve 2011/978 Değ. İş sayılı kararı ile itiraz mercii itiraz konusu olmayan esasa ilişkin de değerlendirme yaparak itirazın reddine karar verdiği, daha sonra katılan tarafından 28/03/2011 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, bu suç duyurusu üzerine yeniden başlatılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09/05/2012 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davasının açıldığı olayda;
Her ne kadar kesin hüküm benzeri sonuç doğuran kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesinin, işlem tarihinde yürürlükte olan CMK’nın 173. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yeni delilin varlığına ve önceden verilen dilekçeyi değerlendiren merciin bu hususta karar vermesine bağlı olması ve kanun koyucu tarafından bu hususun ceza muhakemesi şartı olarak öngörüldüğü anlaşılmakta ise de; somut dosyada sanıklar hakkında verilmiş bulunan takipsizlik kararının yalnızca “dolandırıcılık” suçuna ilişkin olduğu gibi, bu kararın suçtan asıl zarar gören katılana tebliğ edilmediği, suça konu olayda kesinleşmiş bir takipsizlik kararı bulunmadığından bahse konu takipsizlik kararının kesin hüküm benzeri sonuç doğurmadığı, dolayısıyla aynı fiile ilişkin daha önceden verilip kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunmadığından CMK’nın 173. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen ceza muhakemesi şartının gerçekleşmediğinden bahsedilemeyeceği, sanıklar hakkında yeni şikayet üzerine başlatılan soruşturma sonucunda açılmış olan kamu davasının usul ve kanuna aykırılık oluşturmadığı, yine itiraz dilekçesinde bahsi geçen esasa yönelik eksik incelemeden bozma isteyen itirazların esasa etkili olmadığı anlaşılmakla, itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünceler yerinde görülmediğinden REDDİNE,
(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi’nin 25/03/2021 tarih 2020/9456 E. ve 2021/3603 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA YER OLMADIĞINA, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı’na GÖNDERİLMESİNE, 04.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.