YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8689
KARAR NO : 2012/16267
KARAR TARİHİ : 11.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde:
Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre 21.07/2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasanın 3/B madde ve fıkraları ile değişik 1412 sayılı CMUK’un 305/1. maddelerine göre hükmün temyizi kabil bulunmadığından 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca sanık … müdafinin temyiz talebinin REDDİNE,
B-Sanık … hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde:
Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçuyla ilgili olarak, 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı, aynı Yasanın 231/12. maddesi uyarınca itiraz yolu açık olup, temyiz olanağı bulunmadığından, sanık … müdafinin bu konudaki temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun REDDİNE, itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye iletilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
C-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-İddianamede sanığın katılana yönelik tarihi belirtilmeyen önceki hırsızlık suçu nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanması istendiği halde bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
2-İşyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Mahkeme tarafından suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca uzlaşma hususunun değerlendirilmesi yapılırken katılana uzlaşma önerisinde bulunulmadığı, sanığın ise mahkemede uzlaşma önerisini kabul etmediği anlaşılmış ise de;
5560 sayılı Yasanın 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253/4. maddesi gereğince uzlaşma önerisinin o tarihte 18 yaşından küçük olan sanığın yasal temsilcisine ve müştekiye uzlaşma önerisinde bulunulması ve sonucuna göre uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Sanığın evine gelen katılana 6 adet güvercini geri verdiğini, 4 adet güvercini ise kaçtığından dolayı veremediğini beyan ettiği, katılanın da bazı güvercinlerini alamadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, iade hususu kesin olarak belirlenip, iadenin kısmi olduğu anlaşıldığı takdirde 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi gereğince katılanın kısmi iadeye rıza gösterip göstermeyeceği tespit edildikten sonra sanık hakkında uygulama yapılması gerekirken, iadenin rızai olmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 11.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.