Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14888 E. 2021/6631 K. 12.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14888
KARAR NO : 2021/6631
KARAR TARİHİ : 12.10.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12.10.2021 Salı günü davacı vekili Av…. ile davalı … Pazarlama İnşaat Elektrik Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. … geldiler. Davalı … Endüstriyel Mutfak Ekipmanları Soğutma ve … Sistemleri Makine Otomotiv İnş. Turizm Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili ile davalı … Pazarlama İnşaat Elektrik Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu … Endüstriyel Ltd. Şti. hakkında takipler yapıldığını, takiplerin semeresiz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu 17 adet taşınmazını 02.09.2014 ve 11.09.2014 tarihlerinde davalı … Pazarlama Ltd. Şti’ne sattığını, belirterek bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Pazarlama Ltd. Şti vekili, alacaklı ve borçlunun birlikte hareket ettiklerini, amaçlarının müvekkile yapılan satışların iptalini sağlamak olduğunu belirterek, haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu şirket, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davacının alacağının varlığı ticari defterlerinde ispatlanmadığı gibi borçlunun aciz halinde olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı borçluya ait araçlar üzerinde pek çok haciz bulunduğu, bu haliyle davalı-borçlunun aciz halinde olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile alacağa karşılık olarak
alınan çeklerin ticari defter ve kayıtlarda şüpheli ve değersiz alacak olarak işlenmediği, bu haliyle davacının alacağının gerçek bir alacak olduğunu, ticari defter ve kayıtlar ile ispatlayamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarufun iptali davasına ilişkindir.
1-Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, davalı üçüncü kişi vekili tarafından alacağın gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, müvekkiline yapılan satışın iptalini sağlamak için davacı alacaklı ile borçlunun birlikte hareket ederek muvazaalı bir borç ilişkisi yarattıklarını ileri sürmüştür. Alacaklının alacağın gerçek olmadığı muvazaalı olduğu iddasının mahkemece araştırılması gerekir.
Mahkemece bu yönde davacının ticari defterlerinde araştırma yaptırılmış ve alacağın varlığının ispatlanmadığı sonucuna varılmış ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Davacının alacağının dayanağı çek bedellerinin tahsiline ilişkin olup,4 ayrı icra dosyasından takibe konulmuştur.Bu dosyalardan … (Anadolu) 9.İcra Müdürlüğünün 2014/17249 ve 17250 sayılı takip dosyaları davanın tarafı olan borçlu şirketin dışında çekte imzaları olan diğer cirantalar, dava dışı … Tekstil Ltd. Şti, … Ltd. Şti. ve … Otel Ltd. Şti’de yer almıştır. Dosyada mevcut bilirkişilerden alınan raporlarda davacı alacaklının ticari defterleri incelenmiş, sonuçta davalı borçludan 862,34 TL alacaklı, dava dışı … Ltd. Şti’ne 137.415,91 TL borçlu, … Otel Ltd. Şti’ne 110.212,98 TL borcu olduğu tesbiti yapılmıştır. Ancak davacı alacaklının dava konusu takip dosyaları dışında da … Ltd.Şti hakkında başka icra takibi yaptığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yapılan incelemelerde karşılıksız çıkan çek bedellerinin şüpheli hesaba aktarılmadığı, defterlerde karşılıksız çıktığının belirtilmediği yönünde tesbitler yer almıştır.
Tasarrufun iptali davalarında alacağın muvazaalı olduğu iddiası, itirazın iptali davalarında görülen alacağın ödenip ödenmediği yönündeki teknik incelemenin ötesinde, bu alacağın salt davalı üçüncü kişi ile borçlu arasında yapılan tasarrufu iptal amacına matuf olduğunun ispatı şeklinde olmalıdır. Davalı üçüncü kişi bu yönde bir savunma yapmış ise de, dava dayanağı takiplerin borçlusu olarak dava dışı şirketlerde yer almakta olup, bilirkişi raporunun davacı alacaklının borçlu olduğunu belirlediği … Ltd. Şti hakkında başka takiplerin yapıldığı da belgelenmiştir. Bilirkişi raporunun tesbiti bu hali ile gerçek kabul edilirse, davacı alacaklının borçlu dışındaki diğer cirantalar aleyhine yaptığı takiplerinde muvazaalı olduğu sonucuna götürmektedir. Böyle bir varsayım yaşama deneyimlerine uygun değildir.
Yapılacak iş, davacı alacaklının iddalarını, takip dosyalarındaki borçlular ve borç miktarlarıda dikkate alınarak, davacının diğer cirantalar hakkında yaptığı başka takip dosyalarıda değerlindirmeye alınarak, davacının ticari defterlendeki kayıtlarını bu icra dosyalardaki takipler de dikkate alınarak, karşılıksız çıkan çeklerin hangi kayıtlar üzerinden

devam ettiği, defterdeki uyumsuzluğun kaynağının somut olarak da ortaya konulması ve sonuçta tüm olguların muvazaanın göstergesi olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2-Kabule göre ise, dava alacağın gerçek olmadığı yani ön koşul yokluğundan red edildiğine göre, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücreti takdi edilmesi de isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, HMK 373/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kaldırılarak dosyanın kararı veren … (Anadolu) 23. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.