Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/3113 E. 2021/13411 K. 03.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3113
KARAR NO : 2021/13411
KARAR TARİHİ : 03.11.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No : 2019/2383-2021/164
Davalılar : 1-… adına Av. …
2-Ak Sigorta A.Ş. adına Av. …

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu dava; 20.04.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu vefat eden Bağ-Kur sigortalısının hak sahiplerine bağlanan aylık ve yapılan cenaze gideri nedeniyle oluşan kurum zararının rücuen tazminine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 39. maddesidir.
5510 sayılı Yasanın 39. maddesi ile; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir.
Malûllük, vazife malûllüğü veya ölüm hali, kamu görevlilerinin veya er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan aylıklar için Kurumca, kurumuna veya ilgililere rücû edilmez.” şeklinde düzenlenme yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; … Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/8919 soruşturma sayılı dosyasında, davalı … hakkında, dava konusu kazaya sebep olan 45 VK 826 plakalı araçla seyir halindeyken yaya olarak bulunan sigortalıya çarparak ölümüne neden olma olayı ile ilgili olarak, sigortalının yaklaşık 75 m ötedeki üst geçidi kullanması gerekirken bu geçidi kullanmamak suretiyle kazanın meydana geldiği,ayrıca sigortalının kanında 353 mg/dl oranında etanol bulunduğu,kazalının bu nedenle asli ve tam kusurlu, şüpheli davalının ise kusursuz olduğu yönünde Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen kusur raporu gereği kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, iş bu dosyada da, Mahkemece konuya ilişkin ceza soruşturması sonucunda davalının taksirli eyleminin tespit edilememesi, dosya kapsamında alınan kusur raporu ile ceza soruşturmasında alınan kusur raporunun örtüştüğü ve davalının kusurunun olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanunun 39. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre; Kurumun rücu hakkının, üçüncü kişinin sadece kasıtlı fiili haline özgülendiği, bu suretle davalı hakkında yapılan ceza soruşturması sonucuna göre, kasıtlı eyleminin bulunmadığı belirgin olmakla, 5510 sayılı Kanunun 39. maddesinde yer alan şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının kusurlu olmadığı gerekçesiyle,eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ :Hükmün gerekçesinde yer alan “… Mahkememizden heyet halinde alınan kusur raporunun savcılık soruşturma dosyasından alınan kusur raporuyla da örtüştüğü, dolayısıyla davacı kurumun sigortalısının vefatına sebep olan kazada davalının kusurunun bulunmadığı, davacı kurumun davasının basit rücu alacağı davası olduğu ve davanın temelinin kusur sorumluluğuna dayandığı ancak davalının yukarıda açıklanan sebeplerle kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından…” ibaresinin silinerek yerine “… iş bu dava 5510 sayılı Yasanın 39. maddesine dayanan rücuan tazminat davasıdır. 5510 sayılı Yasanın 39. maddesinin 1. Fıkrasında “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir. ” şeklinde düzenleme mevcut olup buna göre 3. kişi konumundaki davalıya rücü şartı kastlı eyleme bağlı kılınmıştır. Davalının kasıtlı eylemi bulunmadığı hem ceza soruşturmasından hem de dava dosyası kapsamında alınan kusur raporundan anlaşılmakla, rücu şartları oluşmadığından…”yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.