Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/23482 E. 2012/27645 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23482
KARAR NO : 2012/27645
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 74/1, 5237 sayılı TCK’nın 62, 53 maddeleri uyarınca mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın suç tarihinde, malen sorumlu sıfatı ile yargılamaya iştirak eden …’e ait olup hakkında verilen beraat kararı kesinleşen … tarafından kullanılan kepçe ile dava konusu taşınmazlarda iki ayrı noktada kazı yaptırdığı, birinci kazı çukurunun 2 metre çapında, 1.80 metre derinliğinde olduğu, ikinci kazı çukurunun ise suç tarihinden sonra içerisinin toprak ile doldurulması nedeniyle ebatlarının tespit edilemediği, kazı yapılan yerlerin Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 11/07/1991 tarih ve 856 sayılı kararı ile Hazar gölü 3. derece doğal sit alanı olarak belirlenen sınırlar içerisinde bulunduğu, sanığın kollukta ve Cumhuriyet Savcılığında alınan savunmalarında, suça konu yerin daha önce kazılmış olduğunu, define bulabileceğini düşünerek, …’ten bu yeri kazmasını istediğini, ısrarı üzerine kepçe ile suça konu yeri kazdığını ancak bir şey bulamadığını beyan ettiği anlaşılmış olup,
Sanık tarafından temyize gelmeyen …’in kullanımında bulunan kepçe ile izinsiz olarak kazı yaptırılan yerlerin anılan Kurul kararı ile 3. Derece doğal sit alanı olarak tespit ve tescil edilmiş olması, kültür varlığı bulmak amacıyla hareket ederek olay yerinde kazı yapan sanığın, suça konu taşınmazlarda başka bir amaçla kazı yaptığına ve dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine dair savunmasının bulunmaması karşısında, sanığın kazı yapılan yerin 3. derece sit alanı içerisinde yer aldığını bilindiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğundan, sanığın üzerine atılı eylemin niteliği de dikkate alındığında, tebliğnamede dava konusu yerin 3. derece doğal sit alanı olarak tespit ve tesciline ilişkin Kurul kararı ile bu kararın ilan tutanaklarının getirtilmesi ve taşınmazların sit alanı içerisinde kaldığı hususunun herkes tarafından bilinip bilinemeyeceğinin tespiti gerektiğinden bahisle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafinin atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine dair, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 51. maddesindeki ertelemeye ilişkin düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, özellikle sanığın sabıka kaydında mevcut ilamın adli para cezasına ilişkin olması nedeniyle ertelemeye engel teşkil etmeyeceği hususu da dikkate alınarak, denetime olanak

verecek somut gerekçeler gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeksizin, “sanık hakkında TCK’nun 51.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, ” şeklindeki yetersiz ve dosya içeriğine uygun bulunmayan gerekçe ile anılan maddenin sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.