Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9810 E. 2021/10346 K. 14.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9810
KARAR NO : 2021/10346
KARAR TARİHİ : 14.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 154 ada 62 parsel sayılı 1.132.223,18 metrekare yüzölçümünde taşınmaz kamu orta malı mera vasfıyla tespit edilmiştir.
Davacı …, tapu ve vergi kaydı, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarihli ve 2014/20901 Esas, 2015/16012 sayılı ilamı ile, “davacının, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısma ilişkin talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 154 ada 62 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …, tapu ve vergi kaydı ile irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın bir bölümü hakkında, tespitin iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, dava konusu edilen ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkında, mahkemenin 2008/236 Esas, 2011/8 Karar sayılı ilamıyla karar verildiği ve bu ilam ile taraflar arasında kesin hüküm oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Somut olayda, dava şartlarından olan kesin hükmün uygulanabilmesi için, dava konusu edilen taşınmaz bölümü ile kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen dosyada dava konusu edilen taşınmaz bölümünün aynı olması gerekmektedir. Ne var ki Mahkemece, bu hususun kesin olarak belirlenmesi amacıyla fen bilirkişisine her iki davaya konu edilen taşınmazlara ait krokilerin ölçekleri eşitlenerek çakıştırılmalı harita düzenlettirilmemiş ve böylelikle, her iki dosyada davaya konu edilen taşınmaz bölümlerinin aynı yer olup olmadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, fen bilirkişisine, bu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen 2008/236 Esas, 2011/8 Karar sayılı dava dosyası içerisinde bulunan ve fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan 06.01.2011 tarihli rapor ekinde bulunan kroki ile bu davaya konu edilen yerle ilgili fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan rapora ek krokinin ölçekleri eşitlenmek suretiyle çakıştırılmalı harita düzenlettirilmeli, bu yolla her iki dosyada dava konusu taşınmaz bölümünün aynı yer olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli; aynı yer olmadığının anlaşılması halinde ise, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.