YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8269
KARAR NO : 2021/11371
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
MAHKEMESİ : Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez bir kısım davalılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, … İli … İlçesi … Mahallesi … Tepe Mevkiinde bulunan ve tapuda tarla vasfıyla … adına kayıtlı olan 211 parsel sayılı 3.380 m² yüzölçümündeki taşınmazın bir kısmının orman olduğunun ve taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığının tespit edildiğini, ancak tapulama çalışmaları sırasında hatalı olarak davalıların murisi adına tespit gördüğünü ve yolsuz olarak tapuya tescil edildiğini, evveliyatı itibariyle orman olduğu gibi eylemli olarak da orman niteliğinde olduğunu açıklayarak, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına orman vasfı ile tesciline karar verilmesi istemiyle dava açtıktan sonra, 17.03.2016 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporu ile taşınmazın tamamının orman olduğunun belirlenmesi nedeniyle, taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile Hazine adına orman vasfı ile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; taşınmazın bir kısmının orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiş ve iş bu karar bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu 211 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yörede, 3116 sayılı Kanun’a göre yapılıp 13.12.1945 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen orman tahdidi, 23.12.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun’un 1744 sayılı Kanun’la değişik 2. madde uygulaması, 17.01.1994 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanun’la değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İlk derece mahkemesi tarafından, taşınmazın B rumuzu ile gösterilen 590,89 m2’lik kısmına ilişkin olarak verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm, davalılar tarafından istinaf edilmediğinden, bu kısma ilişkin karar kesinleşmiş olmakla A rumuzu ile gösterilen kısma ilişkin yapılan temyiz incelemesinde; Yargılama sırasında dosyaya ibraz edilen 25.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda, 1958 tarihli gizli paftada taşınmazın tamamının ormanda kaldığı belirtildiği halde; 01.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın A ile gösterilen kısmının 1943 tarihli hava fotoğrafı ile 1958 ve 1976 tarihli memleket haritasında açık renkli alanda kaldığı belirtilmiş olup, bu haliyle raporlar arasında çelişki oluştuğu halde söz konusu çelişki giderilmeksizin hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir. Ayrıca, bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazın A harfi ile gösterilen bölümü üzerinde kavak ve çınar ağaçlarının bulunduğu belirtilmesine rağmen, söz konusu ağaçların yaşı, nevi ve dağılımı konusunda da herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir. Bu durumda yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan tüm orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, söz konusu belgelerin çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasa’nın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas, Karar; 14.03.1989 tarihli ve ve 35/13 Esas, Karar ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas, Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasa’nın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu belirlenmeli; taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklattırılmalı; ayrıca büro orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak ve yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, bilimsel verilere dayanan, krokili rapor alınmalı; toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.