YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4833
KARAR NO : 2021/21908
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
İhbarname No : KYB – 2020/59144
Parada sahtecilik suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/01/2015 tarihli ve 2014/283 esas, 2015/10 sayılı kararı ile yine anılan suçtan adı geçen sanığın, 5237 sayılı Kanun’nun 197/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/03/2015 tarihli ve 2014/321 esas, 2015/45 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 02/03/2020 tarihli ve 2018/3912 esas, 2020/10693 karar sayılı ilamında yer alan, “… parada sahtecilik suçunun kesintisiz suçlardan olduğu, somut olayda fiili kesintinin oluşmadığı, hukuki kesintiyi oluşturan iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç, bu tarihten sonra gerçekleştirilen eylemlerin ise ayrı suç oluşturacağı gözetildiğinde; hukuki kesintinin de gerçekleşmediği anlaşılmakla, mükerrer cezalandırmanın önlenmesi açısından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosyalar kapsamına göre, adı geçen sanığın 10/10/2013 tarihinde işlemiş olduğu parada sahtecilik suçuna ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/02/2014 tarihli ve 2013/135653 soruşturma sayılı iddianame ile açılan kamu davasına ilişkin yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine ilişkin İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/07/2014 tarihli ve 2014/73 Esas 2014/196 sayılı kararının Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01/06/2016 tarihli ve 2016/1384 esas, 2016/7221 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığın 19/10/2013 tarihinde işlemiş olduğu parada sahtecilik suçuna ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/05/2014 tarihli ve 2014/4430 soruşturma sayılı iddianame ile açılan kamu davasına ilişkin yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine dair İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/03/2015 tarihli ve 2014/321 esas, 2015/45 sayılı kararı ile 14/11/2013 tarihinde işlemiş olduğu söz konusu suça yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/08/2014 tarihli ve 2013/157642 soruşturma sayılı iddianame ile açılan kamu davasına ilişkin yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine yönelik İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/01/2015 tarihli ve 2014/283 esas, 2015/10 sayılı kararına konu suçlarının, suç tarihleri (19/10/2013 ve 14/11/2013) itibarıyla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/02/2014 tarihli ve 2013/135653 soruşturma sayılı iddianameden önce işlenmiş olması sebebiyle henüz hukuki kesintinin oluşmadığı, eylemler arasındaki zaman farkının kısalığı da gözetilerek, eylemlerin tek suç olarak kabul edilmesi ve sanığın İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesince aynı suçtan cezalandırıldığı nazara alınarak, açılan kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesi uyarınca redlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 02.07.2020 gün ve 2019/20649 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.2020 gün ve KYB/2020-59144 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Her ne kadar UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre sanık …’ın hükümlerden sonra 06.07.2020 tarihinde öldüğü anlaşılmış ise de, kesinleşen hükümden sonraki değişiklikler kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından bu hususun mahallince değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise, “tedavüle koymak” fiilini oluşturmakta ve niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmesi nedeniyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzenlenmesi, mahkumiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkması ile gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi veya yakalanması, tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir nedenle eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı, fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.
Somut olaya bakıldığında ise; sanığın 10.10.2013 günü İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/73 Esas sayılı dosyasına konu parada sahtecilik suçunu işledikten sonra aynı gün yakalanıp ifade verdikten sonra serbest bırakıldığı, bu kez 19.10.2013 tarihinde İstanbul 11.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/321 Esas sayılı dosyasına konu parada sahtecilik suçunu işlediği ve yine aynı gün yakalanıp serbest kaldığı ve son olarak İstanbul 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/283 Esas sayılı dosyasında, 14.11.2013 tarihinde İstanbul ilinde yeniden piyasaya sahte para sürdüğünün anlaşılması karşısında; sanığın her bir eyleminden sonra, aynı gün yakalanması nedeniyle fiili kesintinin gerçekleştiği, yeni bir ortamda daha rahat ve kolay hareket edeceği, aranmadığı, tanınmadığı düşüncesiyle yenilenen suç kastıyla diğer izlemlerini gerçekleştirdiği gözetildiğinde temadinin kesildiği ve fiili nedenle kesilen temadiden sonra sanığın gerçekleştirdiği her bir eylemin yeni bir suç işleme kararının icrası kapsamında ortaya çıktığından bağımsız ve ayrı suçu oluşturup mükerrer dava bulunmadığının anlaşılması karşısında;
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına düzenlenen ihbarname içeriği açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.