Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/7525 E. 2021/11152 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7525
KARAR NO : 2021/11152
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.02.2018 tarihli ve 2016/170 Esas, 2018/86 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş olup, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.06.2019 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davacı … vekili Avukat … ve karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat … ‘ in katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla; dosya yeniden incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli … İlçesinde 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, Küçükkumla Mahallesi çalışma alanında bulunan 249 ada 288 parsel sayılı 2.223,24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş ve taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğu beyanlar hanesine şerhedilmiştir.
Davacı … vekili, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına zeytinlik vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükme karşı davalı Hazine tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun HMK’ nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kabulü ile Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/170 Esas, 2018/86 Karar sayılı ve 07.02.2018 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece verilen davanın kabulüne dair karar, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 1948 yılında ilan edildiği ve taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı, genel arazi kadastrosunun 1956 yılında yapıldığı ve taşınmazın çalılık olarak tespit harici bırakıldığı, bilahare orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları yapılarak ilan edilip 1990 yılında kesinleştiği ve taşınmazın yine orman sınırları dışarısında bırakıldığı, son olarak 2014 yılında 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca davaya konu kadastro çalışmalarının yapıldığı ve hükme esas alınan orman bilirkişi raporuna göre taşınmazın eğiminin %15-30, evveliyatının çalılık vasfında olduğu, ancak tespit tarihi itibariyle ormanla ilgisinin bulunmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre de taşınmaz üzerinde 35-40 yaşlı 70 adet bakımlı zeytin ağacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın, evveliyatı itibariyle, 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12′ yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunda ihtilaf bulunmamakla birlikte, bu tür yerlerde taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakılma tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğe kıymet verilecek, taşınmazın orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesine göre yapılan genel arazi kadastrosundaki tespit tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresi geçmiş ve 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. maddesinde aranan şartlar da gerçekleşmiş ise, taşınmazın gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmesi mümkün olabilecektir.
Temyize konu dava dosyası incelendiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu çalışmalarında orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten tespit tarihine kadar Kanun’un aradığı 20 yıllık sürenin geçtiği ve taşınmazda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu açıktır. Bu haliyle davanın kabulü yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, yanılgılı gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyizi tirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalı Hazine’den alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.