Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/6878 E. 2021/5813 K. 24.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6878
KARAR NO : 2021/5813
KARAR TARİHİ : 24.11.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan Hazinenin katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesinin söz konusu olmadığı, usulsüz olarak davaya katılmasına karar verilmesinin de hükmü temyiz hakkı vermeyeceği gözetilerek vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık müdafin ikna suretiyle irtikap ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet, katılan vekilinin ikna suretiyle irtikap ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet, zamanaşımı nedeniyle düşme ve kamu davasının ortadan kaldırılması hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Sanığa isnat edilen ve oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerin lehe olan 5237 sayılı TCK’nin 204/1, 250/2 ve 257/1. maddelerinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik, ikna suretiyle irtikap ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturacağı, bu suçların söz konusu maddelerde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, görevi kötüye kullanma suçu açısından son eylemin 27/04/2005 tarihinde gerçekleştirildiği kabul edilmiş ise de; sanığın 22/08/2005 tarihli ve 693 yevmiye no.lu ipotek terkin işleminde taşınmaz mal maliki adına terkin harcı tahakkuk ettirmeyerek görevinin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kamu zararına sebebiyet verdiği nazara alındığında suç tarihinin 22/08/2005 olduğu, hüküm tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı ve yargılamaya devamla bir karar verilmesi gerektiği, ayrıca Dairemizin 23/01/2014 tarihli ilamında; tapu sicil müdürü olan sanık hakkında tapu işlemlerinde yükümlüsü tarafından mal müdürlüğüne yatırılması gereken tapu harçlarını tahsil ederek hiç yatırmamak veya eksik yatırmak suretiyle mal edinmesi şeklindeki eylemlerinin mağdur sayısınca (beş kez) ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu belirtilmiş ise de; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118-2016/208 E.- K. sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, irtikap suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun millete ve devlete karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı dikkate alınarak, fiilin zincirleme suç olarak kabul edilip, zincirleme suçlarda dava zamanaşımının son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlayacağı, bu haliyle hüküm tarihinde düşme kararı verilen irtikap eylemi yönünden de zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeden, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan davanın ortadan kaldırılmasına, ikna suretiyle irtikap suçundan yazılı şekilde bir kez düşme, dört kez de cezalandırılmasına dair kararlar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, ancak suç tarihleri olan 27/04/2005 ve 22/08/2005 ile inceleme günü arasında sanık hakkında tüm suçlar yönünden ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği nazara alındığında ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 24/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.