YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17557
KARAR NO : 2012/19690
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A- Sanık … … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, sanık hakkındaki usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B- Sanık … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuk …’ın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 491/4 maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve süresine göre; aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 31.08.2004 gününden; sanık …’ın eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 491/4. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun aynı Yasanın 102/4. maddesine göre 5 yıllık dava zamanaşımına bağlı olup sanığın sorgusunun yapıldığı 01.10.2004 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadan geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet Savcısı ve suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
C- Suça Sürüklenen Çocuk … hakkında kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükmün temyiz incelemesine gelince;
Suça sürüklenen çocuk …’ın ilk ifadelerinde, ismini … olarak bildirmesi nedeniyle, suç tarihi itibariyle 11 yaşını bitirip, 12 yaşını bitirmeyen … hakkında, 765 sayılı TCK’nın 491/4-son, 522 ve 2253 SK’nın 12/2 maddeleri uyarınca dava açılmış ve lehe olan 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesi uyarınca, cezai sorumluluk sınırının 12 yaşın bitimine çıkartılmış olması nedeniyle, hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de;…’ın suçla bir ilgisinin olmadığı anlaşıldığı için ek iddianameyle suça sürüklenen çocuk … hakkında dava açıldığı ve yargılama sonunda adı geçen hakkında mahkumiyet kararı verildiği için, suçu işlemediği hatta suçla hiçbir ilgisi olmadığı anlaşılan … hakkında beraat kararı verilmesi gerekir.
Öte yandan gelinen aşamada (müzakere tarihi itibariyle) dava zamanaşımı süresi de dolmuştur.
Bir görüşe göre; yargılamanın geldiği aşama itibariyle beraat kararı verilebiliyorsa verilmelidir. Verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun ise, işbu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilemiyorsa ya da verilen beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, eksik soruşturma söz konusuysa ya da sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekiyorsa, o takdirde, ceza verilmesine yer olmadığına ya da davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekir.
Karşı görüşe göre ise; 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesinde yer alan “derhâl” kavramını, “…delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “işin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; 12 yaşını doldurmayan kişi hakkında dava açıldığından ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek ya da dava zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir. Bu görüş, kanunun lafzına da ruhuna da uygun değildir.
Bilindiği üzere, 5271 sayılı CMK’nın yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “davanın esasına girmeden”, “delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesinin uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.
Mahkeme ve hâkim, gerektiğinde de Cumhuriyet savcısı ve kolluk amiri (…aramada … 5271 sayılı CMK. m. 119), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (…suçüstü halinde yakalamada 5271 sayılı CMK. m. 90 hükmü uyarınca “herkes”…) bile, “delil takdiri” yapabilirken, 5271 sayılı CMK’nın 223’ncü maddesinin dokuzuncu fıkrası bağlamında mahkemenin delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin bu madde ve fıkra bağlamında da delilleri takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.
Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.
Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.
“Derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan “Lekelenmeme Hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “ilâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan …” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.
5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir. Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1- Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3- Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5- Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır.
Derhâl, yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma”, “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.
Açıklanan nedenlerle, üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, suça sürüklenen çocuk … hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.