YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21649
KARAR NO : 2012/16124
KARAR TARİHİ : 11.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-Sanık … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek şikayetçiler … ve …’in konutlarına hırsızlık amacıyla giren sanık hakkında, adı geçen her bir şikayetçiye yönelik olarak ayrı ayrı olmak üzere, 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesinin yanı sıra aynı Yasa’nın 119/1-c maddesi ile de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan hükümlülüğünün 765 sayılı TCK’nın 404/2. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde kullanmak suçuna ilişkin olması ve söz konusu ilamla ilgili olarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesinde denetimli serbestlik tedbiri öngörülmesi karşısında, sanık hakkında bu hükümlülüğü esas alınarak 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi ile uygulama yapılamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, tekerür uygulamasına ilişkin hüküm fıkrasında tekerrüre esas alınan ilamın çıkarılıp, yerine “… 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 623-997 sayılı 18.02.2003 tarihinde kesinleşmiş ilamından dolayı” cümlesinin eklenmesi ve infaz aşamasında koşullu salıverilmeye ilave edilecek süre yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesi suretiyle, diğer yönleri eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hüküm tarihinden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek şikayetçiler … ve …’in konutlarına hırsızlık amacıyla giren sanık hakkında, adı geçen her bir şikayetçiye yönelik olarak ayrı ayrı olmak üzere, 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesinin yanı sıra aynı Yasa’nın 119/1-c maddesi ile de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi
3-Sanık hakkında hırsızlık suçlarından hükmolunan uzun süreli hapis cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmelerine karar verildiği halde, sanığın aynı Yasa’nın 53/1-c maddesinde yer alan haklardan yoksunluğuna hükmolunması suretiyle anılan maddenin 3. fıkrası hükmüne muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süreleri yönünden kazanılmış haklarının korunmasına, 11.07.2012 tarihinde oy birliğiyle