YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8155
KARAR NO : 2021/11126
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (A) ve (B) işaretli toplam 2.524,93 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine, kabul edilen kısımlar üzerinde davalı … lehine konulan takyidatların kaldırılmasına karar verilmiş olup, hükmün davacı Bakanlıklara vekaleten Hazine vekili, davacı … Yönetimi vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ” (A) işaretli taşınmazın orman ağaçları ile kaplı olduğunun hâkim tarafından keşif gözlemi olarak tutanağa geçirildiği ve uzman bilirkişi raporunda da taşınmazın meşe, kestane, ıhlamur ağaçları ve orman bitki örtüsü ile kaplı olduğundan söz edildiği halde, ağaçların sayısı, yaşı, kapalılık oranı, hangi bölümde ne kadar ağaç olduğu hususlarının açıklanmadığı, bu konuda ziraat uzmanından rapor alınmadığı, taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumunun da belirlenmediği, uyuşmazlığın çözümünde, çekişmeli 108 ada 10 parselin tapu kaydının oluştuğu 1959 yılı itibarıyla orman olup olmadığının belirlenmesinin önemli olduğu açıklanarak, mahallinde bir ziraat, bir orman bilirkişisi ve bir fen elemanının atılımıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazı geniş çevresiyle gösteren arazi kadastro paftası ile yöreye ait en eski (1950’li yıllara ait) tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları getirtilip birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumunun belirlenmesi, yine aynı şekilde bilirkişilerden taşınmazdaki ağaçların sayısı, yaşı, kapalılık oranı, hangi bölümde ne kadar ağaç olduğu konusunda rapor alınması, 1950’li yıllar itibarıyla orman sayılmayan yerlerden ise, sonradan orman ağacı yetişmesi ile tapu kaydının geçersiz hale gelmeyeceğinin düşünülmesi; kabule göre de, davacı idarelerin çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı davalı … lehine konulan irtifak hakkı şerhinin de silinmesini istediği ve ormanların korunmasına ilişkin Anayasa’nın 169. ve 6831 sayılı Kanun’un 93. maddeleri karşısında, ormanlar üzerinde herhangi bir şerh konulamayacağı halde, mahkemece beyanlar hanesindeki irtifak şerhinin mahkeme kararı ile konulduğu gerekçe gösterilerek talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, kullanım hakkı ile ilgili konuların idareler arasında yapılacak işlemlerle yeniden düzenlenmesinin her zaman mümkün olduğu belirtilerek, orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinde bulunan bütün şerhlerin de silinmesine karar verilmesi”‘ gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın A (bozma öncesi C) ve B işaretli toplam 2.524.93 m²’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine, kabul edilen kısımlar üzerinde davalı … lehine konulan takyidatların kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı Bakanlıklara vekaleten Hazine vekili, davacı … Yönetimi vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edilmesine göre davalı …’ın temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı Bakanlıklara vekaleten Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
3. Davacı Bakanlıklara vekaleten Hazine vekili ve davacı … Yönetimi vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Bozma ilamına uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak oluşacağı gibi, mahkeme için de bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yaparak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Ne varki, Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın (C) harfi ile gösterilen kısmının (bozma öncesi A) yöreye ait en eski (1950’li yıllara ait) tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu denetime ve infaza elverişli krokili rapor ile belirlenmeden, soyut bir şekilde, dava konusu taşınmazın tümünün hangi yıla ait olduğu belirtilmeyen hava fotoğrafında “kısmen ormanlık”, 1958 yılına ait memleket haritasında “kısmen yeşil renkli”, 1976 yılına ait memleket haritasında ise “kısmen açık renkli orman dışı” alanda kaldığını bildiren, bu alanların ölçüsünü, miktarını ve önceki niteliğini değerlendirmeyen yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm verilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, uyuşmazlığın çözümünde, çekişmeli 108 ada 10 parselin tapu kaydının oluştuğu 1959 yılı itibarıyla orman olup olmadığının belirlenmesi önem teşkil ettiğinden, bir ziraat, bir orman bilirkişi ve bir fen elemanının katılımıyla mahallinde yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazı geniş çevresiyle gösteren arazi kadastro paftası ile yöreye ait en eski (1950’li yıllara ait) tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları getirtilip birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle (C) harfi ile gösterilen kısmın (bozma öncesi A) konumu belirlenmeli, yine aynı şekilde bilirkişilerden taşınmazdaki ağaçların sayısı, yaşı, kapalılık oranı, hangi bölümde ne kadar ağaç olduğu konusunda rapor alınmalı, taşınmaz bölümü 1950’li yıllar itibarıyla orman sayılmayan yerlerden ise, sonradan orman ağacı yetişmesi ile tapu kaydının geçersiz hale gelmeyeceği düşünülmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Bakanlıklara vekaleten Hazine vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Bakanlıklara vekaleten Hazine vekili ve davacı … Yönetimi vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 sayılı Kanun’un 36/A maddesi gereğince davalı …’tan harç alınmasına mahal olmadığına, 10.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.