Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/37427 E. 2021/11063 K. 29.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/37427
KARAR NO : 2021/11063
KARAR TARİHİ : 29.11.2021

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.07.2021 tarih ve 2021/5847 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.09.2021 tarih ve KYB-2021/91523 sayılı ihbarname ile;
Güveni kötüye kullanma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 8 ay hapis ve 600,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair Tokat 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.10.2010 tarihli ve 2009/443 esas, 2010/1366 sayılı kararını kesinleşmesini müteakip, hükümlü tarafından 6763 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma hükümleri yönünden yeniden değerlendirilmesi talebinin, sanık hakkında uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına dair yasal bir düzenleme bulunmadığından bahisle reddine ilişkin Tokat 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.01.2021 tarihli ve 2009/443 esas, 2010/1366 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2021 tarihli ve 2021/87 değişik iş sayılı kararının “Dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. maddesine göre güveni kötüye kullanma suçu olması ve asıl karar verildikten sonra sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. maddesinde tanımı yapılan güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilerek, usulüne uygun olarak alınacak uzlaştırma raporunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın uzlaştırma talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaşma, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle, mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı gütmesi ve biçimi itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi olsa da, fail ile devlet ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi nedeniyle karma bir hukuki niteliğe haiz olduğundan, uzlaşma hükümlerinin yalnızca yürürlüğe girdikleri sıradaki işlem ve olaylar bakımından değil, TCK’nin 7/2. maddesi gözetilerek, sanık lehine olması halinde kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği, nitekim 5271 sayılı CMK’nin 253/4. maddesi gereğince kabul edip etmemekte tarafların iradesi esas alındığından ve aynı kanunun 254/2. maddesinde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine; edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde ise, sanık hakkında, CMK’nin 231’inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceğinin hükme bağlanmış olması nedeniyle, infaz edilen hükümlerde uzlaştırma yoluna gidilip de düşme kararı verildiğinde, 5352 sayılı Kanun’da belirtilen şartlara bakılmaksızın hüküm adli sicil ve arşiv kaydından silineceğinden, mahkûmiyete bağlı bazı hak yoksunluklarına maruz kalmayacağı gibi sonrasında başka bir suç işlemesi halinde, tekerrür, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya erteleme gibi hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkileyeceği, öte yandan bu durumun iş ve özel hayatına da yansıyacağı, aynı şekilde edimin ileri tarihe bırakılması sonucunda verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın da sanık lehine olacağı; Yargıtay CGK’nin 03.02.2009 tarihli ve 2008/250-2009/13 ile 17.02.2009 tarihli ve 2009/36-35 sayılı ilamlarında da, 5637 sayılı Kanun’un 7. maddesinde tanımlanan lehe yasanın geçmişe yürümesi ilkesi uyarınca, uzlaştırmaya göre daha aleyhe sonuçlar doğuran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin dahi şartlarının oluşması halinde kesinleşmiş ve hatta infaz edilmiş ilamlarda da uygulanabileceğinin belirtildiği; somut olayda da, TCK’nin 155/1. maddesi gereğince verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. madde fıkraları gereğince, uzlaşma kapsamına alınan güveni kötüye kullanma suçundan dolayı uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiğinden, itirazın bu nedenlerle kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı ve bu itibarla kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 03.02.2021 tarihli ve 2021/87 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.