Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/10268 E. 2012/10610 K. 08.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10268
KARAR NO : 2012/10610
KARAR TARİHİ : 08.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A- Malen sorumlu …’in temyizine yönelik yapılan incelemede;
Kamu davası açıldıktan sonra yargılama tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 365 ve 366. maddeleri ile 5271 sayılı CMK’nın 237/1 ve 238/1. maddelerine göre yöntemince mahkemeye başvurarak davaya katılmamış ve katılan sıfatı ile temyiz yetkisini kazanmamış malen sorumlu …’in temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE,
B- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanık …’un eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 512/1. maddesinde tanımlanan cürüm eşyasını satın almak suçunun aynı Yasanın 102/4. maddesine göre 5 yıllık dava zamanaşımına bağlı olup sanığın hükümlülüğüne karar verildiği 04.04.2006 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadan bu sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’un temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
C- Sanıklar … ve …’un haklarında kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1-son. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanıkların eyleminin 142/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 116/2-4, 119/1-c. maddelerinde tanımlanan birden fazla kişi ile geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozmak suçlarını oluşturduğu ve bu suç yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
2- Suç tarihinde güneşin saat 19.43’te batıp 06.38’de doğduğu, sanık …’ın saat 21.30’da hırsızlığı gerçekleştirdiğini beyan etmesi karşısında; eylemin gece işlendiğinin kabulü gerekmesine rağmen olay saati kesin olarak belirlenemediğinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi uygulanmayarak eksik cezaya hükmolunması,
3- Sanık …’un müdafii huzurunda soruşturma aşamasında, diğer sanıklarla buluşup aynı gece toplam üç kez aynı işyerinden akü çaldıklarını beyan etmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi,
4- 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca yüklenen suçun alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi karşısında; sanık …’a zorunlu müdafii atanıp, hazır bulundurulmamak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 188/1. maddesine aykırı davranılması,
5- Müsaderesine karar verilen … plakalı aracın sahibinin izni dahilinde suçta kullanıldığına ilişkin kesin delil bulunmadığı halde 5237 sayılı TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
6- İddianamede sanık …’ın …’un doğum tarihinin yanlış yazılmasına rağmen düzeltilmesi sağlanmadan yargılamaya devam edilmesi ve gerekçeli karar başlığına da “15.07.1969” yerine “1967” şeklinde yazılması,
7- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas, 2008/43 sayılı kararı ışığında, sanıkların sabit kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilerek; sanık …’ın önceki hükümlülüğüne ilişkin ilam örnekleri getirtilip 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8. maddesindeki adli sicil kaydından çıkarılma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna göre ve Uyap üzerinden yapılan incelemede suç tarihinde sabıkasız olan sanık … hakkında; hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin ve sanık …’ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.