YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11213
KARAR NO : 2021/11385
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı …’in davasının reddine, davacı …’un davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı … mirasçıları vekili, davalı Hazine vekili ve davalılar … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 3 parsel sayılı 4.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve müşterekleri adına; 117 parsel sayılı 6.080,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 3 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı … , irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak, dava konusu taşınmazların adına tescili istemiyle; itirazı Tapulama Komisyonunca reddedilen davacı … ise, dava konusu taşınmazlara uygulanan vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların adına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlar ve Mahkemece, davaların birleştirilmesi suretiyle verilen önceki hüküm, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 02.04.1990 tarih ve 1986/2977 Esas, 1990/ 3764 Karar sayılı ilamıyla, “Mahkemece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbiriyle uyumlu olmamasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı …’in davasının reddine, davacı … ‘un davasının kabulüne, çekişmeli 3 ve 117 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı … mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … mirasçıları vekili, davalı Hazine vekili ve davalılar … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Kadastro tespitine itiraz davalarında husumetin tespit malikine, tespit malikinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilemez. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın tespit malikleri … ve … (1963 tarihinde ölen … ve 1944 tarihinde ölen … çocukları) yargılama sırasında vefat
ettikleri halde, adı geçen tespit maliklerinin mirasçılarının ve yargılama sırasında vefat eden tespit maliki …’ in mirasçılarından …, … ve …’ in davada taraf olarak yer almaları sağlanmamış ve dolayısıyla yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, adı geçen tespit maliklerinin verasete esas nüfus kayıt örnekleri dosya arasına getirtilerek mirasçıları tam olarak belirlenmeli ve davacılara davasını adı geçen tespit malikinin mirasçılarına yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, anılan mirasçılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında hüküm kurulması isabetsiz olup, bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-a. Dava konusu 117 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … mirasçılarının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-b.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve davacı … ‘a ait olup, lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz, vergi kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiş olup, vergi kaydının güney sınırı “deniz” okumakta ve fiilende taşınmazın güney sınırında … bulunmaktadır. Ne var ki Mahkemece, usulünce kıyı kenar çizgisi araştırması yapılmamış, tek ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ve tamamlanmış ise imar -ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarının tespiti açısından somut verilere dayalı yeterli bilgi içermeyen bilirkişi raporu ile yetinilmiş, bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde hava fotoğraflarından yararlanılmamış ve ayrıca yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile bilirkişi raporlarının denetlenebilmesi için, çekişmeli taşınmazın sınırlarını ve çevresini gösterir fotoğrafları da çektirilerek dosyaya eklenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi olup olmadığı, var ise idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin davacıya tebliğ edilip edilmediği araştırılmalı; idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi belirleme çalışması yapılmadığının tespiti halinde 28.11.1997 tarih ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi kıyı-kenar çizgisi mahkemece usulüne uygun şekilde tespit edilmeli, bu tespit yapılırken 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü göz önünde tutulmalı ve bu kapsamda; dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile, 3621 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan üç jeoloji mühendisi ile üç ziraat mühendisi ve harita mühendislerinden
oluşturulacak uzman bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı usulünce tespit edilmeli, öte yandan dayanak vergi kayıt uygulaması yapılmalı; taşınmazın tümünün yada bir bölümünün vergi kaydının kapsamında kaldığının ve az yukarıda tarih ve sayısı belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taşınmazın tümü ya da bir bölümünün “Akdenizin” etki alanında kalmadığının ya da kumluk niteliğinde olmadığının saptanması halinde, vergi kaydının güney sınırı “deniz” okuduğuna göre bu sınır itibariyle gayrisabit sınırlı olduğu kabul edilerek, miktar fazlası bölüm yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı ve bu doğrultuda; taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı; uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı; harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın imar-ihyasına hangi tarihte başlandığı, imar ve ihyanın ne şekilde sürdürüldüğü, nasıl emek ve para sarf edildiği, imar ve ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı ve tamamlanmış ise, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı araştırılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, taşınmazın farklı nitelikteki bölümleri ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bu raporda miktar fazlası taşınmaz bölümünün kumluk olup olmadığının, zilyetlik yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığının belirlenmesi istenilmeli ve bundan sonra, toprak doldurmak suretiyle kumluk taşlık ve alanların tarım alanına dönüştürülmesinin 3402 sayılı Kanun’un 17. maddesi anlamında imar-ihya sayılmayacağı da göz önünde bulundurulmak suretiyle toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; hüküm yerinde … adına iki kez pay verilmek suretiyle pay payda eşitsizliğine sebebiyet verilmesi dahi isabetsiz olup, bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle 3 parsel yönünden davacılar … mirasçıları ile … ve arkadaşları vekilinin, 2 nolu bendin (b) fıkrasında yazılı nedenlerle 117 parsel yönünden davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2 nolu bendin (a) fıkrasında yazılı gerekçelerle 117 parsel yönünden davacı … mirasçılarının temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı … ve arkadaşlarına iadesine, 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.