YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2129
KARAR NO : 2012/3717
KARAR TARİHİ : 20.02.2012
Hırsızlık suçundan sanıklar … ve …’un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1-son, 522, 59, 2253 sayılı 12/2, 647 sayılı cezaların infazı hakkında Kanun’un 4. maddeleri 760.500.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmalarına dair, Koyulhisar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13.06.2001 tarihli ve 2001/13-63 sayılı kararının infazı sırasında 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanıkların 142/1-b, 143, 31/2, 62/1, 50. maddeleri uyarınca 4.500 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 145.maddesine göre ceza verilmesinden vazgeçilmesine dair aynı Mahkemenin 12.08.2005 tarihli ve 2001/13-63 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 25.04.2006 gün ve 17348 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 31.05.2006 gün ve 2006/90018 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi:
MEZKUR İHBARNAMEDE
Tüm dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddeleri uyarınca, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve takdiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin takdir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik gerektirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
Kabule göre de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddeninin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerlik bulunmadığı, “değer azlığının” 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma halinde, olayın özelliği ve sanığın kişili de değerlindirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda sanıkların birlikte girdikleri dükkandan aldıkları 5-6 paket sigara ile müştekinin iddiasına göre 40 milyon Türk lirası, sanıkların savunmasına göre 1.5-2 milyon Türk lirasının suçun işlendiği 2000 yılı itibariyle ve sanıkların suç işlemedki eğilimleri dikkate alındığı takdirde 145. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında ceza verilmesinden vazgeçilmesine karar verilmesinde,
Yargıtay Ceza Dairesi’nin 23.01.2006 tarihli ve 2005/16216 esas, 2006/124 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 492/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu eyleminin hırsızlık fiili yanında 5237 sayılı Kanun’un 116. maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve aynı Kanun’un 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Koyulhisar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13.06.2001 gün ve 2001/13 Esas – 2001/63 Karar sayılı ilamı ile şikayetçi … (…) …’e yönelik işledikleri hırsızlık suçundan sanıklar … ve …’un 765 sayılı TCK’nın 492/1-son, 522, 59, 2253 sayılı Kanun’un 12/2., 647 sayılı Kanun’un 4. maddeleri gereğince 760.500.000-TL (eski TL) ağır para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 05.05.2003 günlü kararı ile onanarak kesinleştiği,
5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesine müteakip duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda aynı mahkemece 01.06.2005 gün ve 2001/13 Esas – 63 Ek1 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında, yine 03.06.2005 gün aynı esas ve karar sayılı kararı ile sanık … hakkında uyarlama kararı verildiği, yerel mahkemenin 12.08.2005 tarihli kararında gösterildiği gibi sözü edilen uyarlama kararının 01.07.2005 tarihinde tebliğ edildiği, sanık … müdafii tarafından 05.07.2005 tarihinde yasal süre içerisinde itiraz edildiği, her ne kadar sanık … 27.07.2005 tarihli dilekçe ile itiraz etmiş ise de, itiraza konu kararda Anayasa’nın 40, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 232/6. maddelerine uygun olarak yasa yolu başvurma süresi, mercii ve yönteminin gösterilmediği, dolayısıyla sanık …’un itirazının da süresinde olduğu,
Sözü edilen uyarlama kararlarının temyiz incelenmesine tabi olduğu, temyiz merciinde yanılmış olmaları nedeniyle başvuruların temyiz istemi olarak kabul edilip dosyanın Yargıtay ilgili dairesine gönderilmesi gerekirken yerel mahkemenin itiraz başvurusu saydığı dilekçeler üzerine verdiği ve Kanun Yararına Bozmaya konu edilen 12.08.2005 gün ve 2001/13 – 63 sayılı Ek Kararı’nın yok hükmünde olduğu anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
Yukarıda sözü edilen temyiz istemleri ile ilgili tebliğname düzenlenmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 20.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.