YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13486
KARAR NO : 2012/15256
KARAR TARİHİ : 19.06.2012
Hırsızlık suçundan sanık …’ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/2, 522, maddeleri gereğince 2 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair …. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/11/2007 tarihli ve 2005/257 esas, 2007/385 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 30.12.2008 tarih ve 2008/14683/63810 sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2009 tarih ve 2009/7065 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre,
Kayden 15/02/1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 08/02/2005 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu düzenleyen gerek 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/2, gerekse 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e maddelerinde öngörülen müeyyidenin alt sınırının 2 yılı aşmaması karşısında,
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 24. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunduğu cihetle, öncelikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde,
Suçun işlendiği tarihte 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 55/3. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında,
5395 sayılı Kanun’un suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 23/1. maddesinde yer alan “Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında anılan hükmün uygulanması hususu tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Yakınanın kolluktaki anlatımında, otomobilinin kapılarını kilitlediğini ve aracın kendisi dışında başka birinde anahtarının bulunmadığını söylemesi, Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından çekilen fotoğrafta anahtarın kontağa takılı durumda bulunduğunun görülmesi, suça konu otomobile ilişkin olarak düzenlenen ‘Olay Yeri İnceleme Raporu’ içeriğinde ise kapılarında zorlama olmayan otomobilin kontağında anahtar bulunduğunun açıklanması karşısında, sanığın eyleminin 765 sayılı TCY’nın 493/2 ( 5237 sayılı TCY’nın ise 142/2-d) maddesine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu halde yazılı biçimde hükümlülük kararı verildiği ancak kanun yararına bozma isteminin bu hususu kapsamadığının anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddeleri uyarınca anılan konuda kanun yararına bozma yoluyla ilgili bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağının takdiri ile bunun sonucuna göre inceleme yapılmak üzere Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 19.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.