Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10124 E. 2021/10730 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10124
KARAR NO : 2021/10730
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

MAHKEMESİ : Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi …yükgüney Mahallesi çalışma alanında bulunan 277 ve 278 parsel sayılı sırasıyla 12.175,33 ve 1.425 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, eski tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, dava dışı Safiye Zeybek ve müşterekleri adına tespit ve tescil edildikten sonra satış suretiyle davacı adına tescil edilmişlerdir.
Davacı … vekili, orman kadastro çalışmasında müvekkili olan davacı adına kayıtlı bulunan taşınmazların orman sınırları içerisine alındığını ileri sürerek, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığının tespiti istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmekle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen bu karar dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilen Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/130 Esas, 2014/287 Karar sayılı ve aynı mahkemeye ait 2012/131 Esas, 2014/281 Karar sayılı dosyalarıyla Orman İdaresi, bölgede 22.02.2011 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışmasında dava konusu taşınmazların orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle dava açmış ve yargılama neticesinde orman tahdit sınır uygulaması yapılarak dava konusu 277 ve 278 parsel sayılı taşınmazların orman sınırları içerisinde kaldığı belirlenerek taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Eldeki dava ise, davacı … tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan orman kadastrosuna itiraz davası olup, bu haliyle her iki davanın konusu/niteliği birbirinden farklı olduğundan kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Öte yandan, eldeki davada, bölgede yapılan orman kadastro çalışması dava konusu edildiğinden çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası uygulaması yapılarak incelenmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöreye ait “en eski” tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.