YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23477
KARAR NO : 2012/26304
KARAR TARİHİ : 06.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Sanığın polisler tarafından yakalanarak yapılan üst aramasında çıkan hırsızlık konusu eşyaların polislerce muhafaza altına alınıp müştekiye iadesinin sağlandığının anlaşılması karşısında sanığını pişmanlığından bahsedilemeyeceği ve rızai iade olmadığı halde 765 sayılı TCK’nın 523. maddesi uygulanarak cezadan indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK’nın 141. ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nın 493/1. maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olaya göre, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 143 maddelerindeki gece vakti hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 151/1 maddesindeki mala zarar verme ve 116/1 maddesindeki konut dokunulmazlığını bozma suçlarını da oluşturduğu, suç tarihi itibarıyle mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarının şikayete bağlı ve uzlaşma kapsamında olması nedeniyle uzlaşma imkanı sağlandıktan sonra, sanıkların eylemine uyan 765 sayılı TCK.’nın 493/1. 522, 523 maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.’nın aynı suça uyan 142/1-b, 168 53; 151/1, 116/1 maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiği düşünülmemiş ise de; her durumda 765 sayılı TCK’nın lehe olması sonuca etkili görülmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargılama giderinin hangi sanıktan ne oranda alınacağı belirlenmeden, infazda tereddüt oluşturacak şekilde “yargılama giderinin sanıktan tahsiline” şeklinde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA,bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderine ilişkin hüküm fıkrasına “yargılama giderinin sanıklardan payları oranında ayrı ayrı“ sözcüğünün eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.12.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.