YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/26025
KARAR NO : 2012/27673
KARAR TARİHİ : 18.12.2012
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Beraat
Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.01.2005 tarihli iddianame, Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2006 tarih, 2006/16 sayılı görevsizlik kararı ve dosya kapsamına göre; sanığın, bir kişinin ölümüne ve ilk ifadesinde kendisinden şikayetçi olmayan bir kişinin yaşamını tehlikeye sokacak, orta (2) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğinin iddia edildiği dava konusu olayda, sanığa isnat edilen eylemin 765 sayılı TCK’nın 455/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 85/1 maddesi kapsamında kaldığı; gerek 765 sayılı TCK’nın 102/3, gerek 5237 sayılı TCK’nın 66/1-d maddelerine göre, karar tarihi itibariyle ve halen zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, suç tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresi dolduğu halde beraat kararı verildiğinden bahisle hükmün bozulması ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine ilişkin tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine göre; 237 promil alkollü sanık yayanın, 50 metre mesafede yaya üst geçidi bulunmasına rağmen, yaklaşan araçların hız ve mesafelerini göz önüne almadan, uygun ortamı beklemeyip, araçlara ilk geçiş hakkını bırakmayarak, karşıdan karşıya geçmek için kontrolsüzce taşıt yoluna girmesi üzerine, fren tedbirine başvuran otomobil sürücüsü …’ın, aracının hakimiyetini kaybedip, orta refüj aralığındaki elektrik direğine çarpması sonucu, …’ın ölümü ve otomobilde yolcu olarak bulunan eşi mağdur …’ın yaralanmasıyla sonuçlanan olayda, taksirin “neticenin öngörülebilmesi” unsurunun bu gibi olaylarda bulunmadığı; ister kasdi, isterse taksirli olsun, bir fiilin cezalandırılabilmesi için uygunluk, elverişlilik, yeterlilik koşullarının gerçekleşmesi gerektiği; ayrıca, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yayaların motorlu taşıt sürücülerine veya başkalarına verebilecekleri zararlardan dolayı cezai sorumlulukları yönüne gidilmediği dikkate alındığında, trafik kazasının oluşumunda yayaların kusurlu olmalarının ancak tazmini sorumluluğu gerektireceği anlaşılmakla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul
ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığın yaya olması nedeniyle atılı suçun faili olamayacağının kabul edilmesinin, suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğuna, ceza ehliyeti olan herkesin atılı suçun faili olabileceğine ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 18.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.