YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9667
KARAR NO : 2012/8999
KARAR TARİHİ : 12.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Olay günü gecesinde şikayetçiye ait otomobilin park halinde bulunduğu yerden çalıştırılmak suretiyle içindeki araç ruhsatı ve bir kısım eşyalarla çalındıktan yaklaşık altı ay kadar sonra şikayetçinin tanımadığı sanık …’un şikayetçiye olayla ve diğer sanıklarla ilgili bir takım bilgiler anlattıktan sonra çalınan araç ruhsatını para karşılığı geri getirip vermesi, bu belge üzerinde inceleme yapılarak belgenin gerçek olduğunun tespit edilmesi, sanık …’ın çalıştığı, sanık …’ya ait olan tamirhaneye şikayetçinin de aracını zaman zaman ve en son olaydan kısa bir süre önce getirmesi, bu tamirhanede gelen araçların anahtarlarının kopyalarının çıkarıldıktan sonra araçların çalınarak tamirhaneye getirilip parçalandığının, sanıklar … ve …’nın tevil yollu ikrarlarıyla ve şikayetçi ile sanık … arasında geçen kayda alınmış görüşme içeriği ile doğrulanmaş olması hususlarının, dosyada bulunan şikayetçinin birbiriyle tutarlı ve ısrarlı beyanları, sanıkların ifadeleri ve kriminal raporların bir bütün halinde değerlendirilmesi neticesinde sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesine uyduğunun kabulünü gerektirmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aksi görüşteki düşüncesine iştirak olunmamıştır.
Sanık …’ın Adapazarı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2004 infaz tarihli 2003/115 E. ve 2003/543 sayılı Karar ile tekerrüre esas Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet nedeniyle ve sanık …’un Adapazarı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2004 infaz tarihli 2003/61 E. ve 2003/211 sayılı Karar ile tekerrüre esas hırsızlık suçu nedeniyle eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, haklarında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hak yoksunluklarının seçimlik olmaması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki c ve e bentlerinin de uygulanması gerektiği gözetilmeyerek, sadece 53/1-a-b-d bentlerinde belirtilen haklardan sanıkların yoksun bırakılmalarına karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK 53. maddesinin” uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine “53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” kelimelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.04.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.