YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23089
KARAR NO : 2012/24604
KARAR TARİHİ : 21.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
…
SUÇ : Hırsızlık
…
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahkemenin 23.05.2006 gün ve 2006/140-431 sayılı gerekçeli kararının sanıklar … ve … müdafii sıfatıyla Av. …’ya tefhim edildiği ve sanık müdafiinince 23.05.2006 tarihinde yapılan temyiz istemi üzerine yapılan incelemede, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16.06.2010 gün ve 2006/19866-2010/9454 sayılı ilamı ile dosyanın iadesine karar verilerek kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanıklara kararın tebliğ edilmesinin ve zorunlu müdafiinin yaptığı temyiz istemine onay verip vermediğinin sorulmasının istendiği, dosyanın iadesi üzerine kararın sanıklara 28.07.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve sanıkların 29.07.2010 tarihinde süresinde temyiz isteminde bulundukları anlaşılmakla yapılan incelemede;
A- Hükümlü … bakımından yapılan incelemede;
Hükümlü … hakkında kurulan Isparta 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2004 tarih ve 2003/494-2004/237 sayılı önceki hükmün, hükümlüye 20.09.2004’te tebliğ edilmesine rağmen temyiz edilmediğinden kesinleşmesi karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere, adı geçen hükümlü hakkındaki kesinleşen ilk hükmün ancak, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep halinde yada resen uyarlama yargılamasına konu edilmesinin mümkün olduğu, hükümlü hakkında kurulan ilk hükmün kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık … ve sanık … müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.12.2005 günlü yazısı ile lehe Yasa değerlendirmesi yapılmak üzere mahalline iade edildiği, iade sonrasında dosyanın yeniden ele alınıp hükümlü … hakkında yeniden kurulan hükmün ise hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde bulunduğu anlaşıldığından, hükümlü … bakımından yeniden kurulan hükme yönelik temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, hükümlü hakkında kurulan ilk hükümle ilgili uyarlamanın mahallinde yapılması için dosyanın gereği yapılmak üzere İADESİNE,
../..
2
B- Sanıklar … ve … bakımından yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Olay sonrası hazırlanan 15.10.2003 tarihli görgü ve tespit tutanağına göre, müştekiye ait aracın şöför mahalli kapısının üst tarafının sert bir aletle zorlanmış olduğunun tespit edilmesi ve sanık …’ın beyanında hükümlü …’in aracın sol ön kapısını bıçakla açtığını beyan etmesi karşısında, sanıkların eyleminin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son ve 522 (pek hafif) maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143 ve 151/1. maddesine uyan hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını oluşturduğu, mala zarar verme suçunun da CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerine tabi olduğu ve taraflara uzlaşma hususu sorulup sonucuna göre 765 sayılı TCK’nın ile 5237 sayılı TCK’nın anılan maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan müteselsilen alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı BOZULMASINA, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.