YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16981
KARAR NO : 2021/11415
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
MAHKEMESİ : Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen hükme karşı, davalı Hazine vekili, davalı … vekili, davalı … İdaresi vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2014/132 Esas, 2019/228 Karar sayılı kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmiş olup, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmakla duruşma için 17.11.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiş ve duruşma günü temyiz eden davacı … vekili Av. … ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Av. … ‘ in katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, … İlçesi … Köyü mülki hudutları dahilinde Arısırtı mevkiinde bulunan yaklaşık 5,5 dekar miktarındaki taşınmazın müvekkili olan davacının mülkü olduğunu, tescil harici olan ve tapu kaydı bulunmayan bu taşınmazın nizasız ve fasılasız olarak davacının zilyet ve tasarrufu altında olduğunu, bu taşınmazın ormanla hiçbir ilişiğinin olmadığını, orman kadastro komisyonunun 1975 yılında yaptığı çalışmada ve düzenlemiş olduğu tutanakta burasının orman dışı bir yer olduğunun tespit edildiğini ve kesinleştirildiğini, bu taşınmazın imar ve ihya edilmek suretiyle 36 yıldan çok uzun bir süredir davacının kullanımında bulunduğunu, taşınmazın tamamen kültür arazisi arazisi olduğunu, müvekkili ve ailesi tarafından çok uzun senelerdir tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan dut, vişne, zeytin, erik, ceviz, armut, muşmula ağaçlarından zirai faaliyetlerini sürdürdüklerini, zilyetliğin kesintisiz devam ettiğini belirterek, davaya konu tescil harici alanın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, … İli … İlçesi … Mahallesinde bulunan 24.12.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuna ekli krokide (A-1), (C-1), (D) harfleri ile gösterilen sırasıyla (1330.35 m², 3978.18 m² ve 205.76 m²) olan yerlerin “bahçe” vasfıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş olup, hükme karşı davalı Hazine vekili, davalı … vekili, davalı … İdaresi vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/132 Esas, 2019/228 Karar sayılı, 11.04.2019 tarihli kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman tahdit çalışmalarına ilişkin okunaklı ve denetime elverişli (taşınmaz çevresindeki O.S. noktalarına ilişkin çalışma tutanakları da dahil olmak üzere) tahdit evrakları araştırılarak dosya içine alınmamış, bilirkişi raporunda ayrı harflerle adlandırılan ve aralarından yol geçen taşınmazların eğimi ayrı ayrı belirlenmemiş, hava fotoğrafı incelemesi yapılmış ise de kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği açıklanmamıştır. Ayrıca dosya arasında TMK’nin 713/4 maddesi gereğince gazetede ilanlarının yapıldığına ilişkin ilan makbuzu ve gazete nüshası da bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri; dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları ile kadastro çalışma paftaları; dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri de gösterecek şekilde memleket haritaları ve bu haritaların dayanağı en eski tarihli ve dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi farklı dönemlere ilişkin en az üç ayrı hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir jeodezi-fotogrametri harita mühendisi bilirkişisi ve üç ziraatçı bilirkişi ile yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında bulunduğunun anlaşılması halinde, memleket haritaları ile bu haritaların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafları ve amenajman planı bilirkişiler marifetiyle çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak, dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın önceki ve halen niteliğinin ne olduğu, kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı; klizimetre (eğim ölçer) cihazı ile taşınmaz bölümlerinin gerçek eğimi (en düşük, en yüksek ve ortama eğiminin) memleket haritasındaki münhanilerden de yararlanılarak belirlenmeli; taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyor ise ne şekilde işlem gördüğü keşfen de tespit edilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri tespit edilmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını, önceki ve halen mevcut niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; TMK’nin 713/4-5. maddeleri gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanlar yöntemine uygun bir biçimde yapılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12’yi aşan ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava tarihine ya da imar planı kapsamına alınma tarihine (hangisi daha önce ise) kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı ve 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı gözetilmeli; bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalı Hazineden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.