Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/30197 E. 2021/28580 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30197
KARAR NO : 2021/28580
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

KARAR

Hakaret suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/3-a, 125/4, 43/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Kahramanmaraş 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/01/2015 tarihli ve 2014/988 esas, 2015/28 sayılı kararının 23/03/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 16/12/2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/3-a, 125/4, 43/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay 20 gün hapis para cezası ile cezalandırılmasına dair Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve 2018/557 esas, 2018/903 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 06/04/2021 gün ve 2021/37345 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında;
“Dosya kapsamına göre, sanığın mahkûmiyetine esas hakaret suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 125/1, 125/3-a ve 125/4. maddelerinin uygulanması neticesinde tayin olunan 1 yıl 2 ay hapis cezasından aynı Kanun’un 43/2. maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapıldığında 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası belirlenmesi gerektiği halde, hesap hatası yapılarak 1 yıl 5 ay 25 gün hapis cezası tayin edilmesini takiben, aynı Kanun’un 62/1. maddesinin uygulanması sonucunda 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, 1 yıl 2 ay ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/06/2012 gün ve 13/125-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın ceza yargılamasındaki en önemli haklarından biri yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gereken savunma hakkıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması olanaklı değildir. Nitekim 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesine göre de savunma hakkının kısıtlanması mutlak bozma nedenlerindendir.
İnceleme konusu somut olayda; 13/01/2015 tarihli celsede sanık ve katılanların beyanları alındıktan sonra katılanların görev belgesinin ilgili kurumlardan istenmesi için yargılamanın 12/02/2015 tarihine bırakılmasına rağmen; 13/01/2015 günü istenilen belgenin gönderildiğinden bahisle sanığın yokluğunda ve haberdar edilmeksizin resen celse açılarak karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Kanun yararına bozma istemi hakkında bu aşamada KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedeni açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 07/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi