YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2386
KARAR NO : 2021/13441
KARAR TARİHİ : 03.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vergi ve esnaf sicil kayıtları nedeniyle 16.9.1991-4.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin tespitini istemiştir.
II-CEVAP
Kurum vekili, haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince “…Davacıya ait SGK sicil dosyası, oda ve vergi kayıtları getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 16.09.1991-04.10.2000 tarihleri arasında sigortalı olup olamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Davacı tarafından davalı Kuruma başvurusu üzerine, vergi kaydına istinaden sigortalılığının 04.10.2000 tarihi olarak tescili yapılmıştır. 04/10/2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK’nin geçici 1. maddesiyle getirilen “1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, bu KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların, sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.” hükmü yer almaktadır.
Tüm yukarıda açıklananlar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının 619 sayılı KHK’nin geçici 1. maddesinin açık hükmü gereği 04.10.2000’de tescilinin yapılmasında yasa ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.” gerekçesi ile, “…Davanın reddine,…” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince “…Esasa ilişkin incelemede: 506 ve 5510 sayılı Yasa aksine 1479 sayılı Yasada geçmiş sigortalı hizmetlerin tespitine olanak veren bir düzenleme bulunmamaktadır. İstisnai düzenleme ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde yapılan değerlendirme de ise başvuru, tescil kaydı ve veya prim ödemesi bulunmadığı görülmektedir. Bu itibarla ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile, “…1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,…” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davalı Kuruma 13.11.2000 tarihinde verilen Bağ-Kur giriş bildirgesine istinaden vergi kaydı esas alınarak 4.10.2000 tarihi itibariyle tescili yapılan davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının varlığı ve vergi ile esnaf sicili kayıtları ile teyid edilen sürede zorunlu bağkur sigortalılık şartları bulunduğundan davanın kabulü gerekirken davanın reddine dair verilen kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki 16.9.1991-4.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin tespiti talepli davada; davacının 16.9.1991-31.12.1995, 24.12.1999-19.11.2010 ve 1.12.2010 den itibaren devam eden vergi kaydının, 16.9.1991- 28.11.2013 tarihleri arasında esnaf sicil kaydının bulunduğu, 13.11.2000 tarihinde davalı Kuruma verilen bağkur giriş bildirgesine istinaden vergi kaydı esas alınarak 4.10.2000 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun kapsamında ilk sigortalılık tescilinin yapıldığı, ilk prim ödeme tarihinin 25.12.2000 olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddeleridir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
1479 sayılı Yasa’ya 4956 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 18. maddesinde; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
4956 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar tescilleri, prim ödemeleri veya tescil başvuruları yoksa aynı tarihten sonra sadece aynı yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddeye göre vergide kayıtlı olan süreleri için borçlanma haklarını kullanarak sigortalılık süresi elde edebilirler. Geçmişe yönelik hizmetlerini tespit ettiremezler. 02.08.2003 tarihinden önceki tarihte Kuruma tescil edilmiş, giriş bildirgesi vermiş veya bir şekilde kendi adına tescil isteği yerine geçecek şekilde prim ödemiş olan ve 1479 sayılı Yasa kapsamında kendi adına veya hesabına bağımsız çalışanlar, 20.04.1982 tarihinden itibaren vergi kaydına dayalı olarak, 22.03.1985 tarihinden itibaren de vergi, esnaf sicili veya meslek kuruluşu kayıtlarına dayalı olarak sigortalılıklarının tespitini isteyebilirler.
Somut olayda, 13.11.2000 tarihinde kuruma intikal eden Bağ-Kur giriş bildirgesine istinaden 16.9.1991-31.12.1995, 24.12.1999-19.11.2010 ve 1.12.2010 den itibaren devam eden vergi kaydı, 16.9.1991- 28.11.2013 tarihleri arasında esnaf sicil kaydına dayalı olarak 04.10.2000 itibariyle tescili yapıldığından, Mahkemece, Bağ-Kur giriş bildirgesinin 2.8.2003 tarihinden önce kuruma intikal etmesi nedeniyle, 16.9.1991-4.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin tespitine dair dava konusu talep hakkında 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddeleri kapsamında değerlendirilme yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, 03/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.