Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/931 E. 2021/3166 K. 24.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/931
KARAR NO : 2021/3166
KARAR TARİHİ : 24.11.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-karşı davada davalı vekili tarafından, davalı-karşı davada davacı aleyhine 18.01.2016 tarihinde verilen dilekçeyle asıl davada temliken tescil 2. kademede irtifak hakkı tesisi, karşı davada elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, karşı davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen 14.01.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi taraf vekillerince talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl dava temliken tescil. 2. kademede irtifak hakkı tesisi, karşı dava elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Asıl davada davacı vekili, müvekkil şirketin maliki olduğu 3255 parsel sayılı taşınmaza okul binası inşa ettiğini, binanın 15.08.1997 tarihli yapı ruhsatı ve 31.12.1999 tarihli yapı kullanım izin belgesinin bulunduğunu, yapılan ölçümde davacının binasının davalıya ait 276 ada 11 parsel sayılı taşınmaza 39.01 metrekare taşkınlık bulunduğunun tespit edildiğini, davacının bina inşasına başlamadan önce gerekli ölçümleri yaptırdığını, inşa aşamasındaki ölçüm ile yeni yapılan ölçüm arasındaki farkın ölçüm aletlerinden kaynaklandığını, davacının yapıyı iyiniyetle inşa ettiğini belirterek bedeli karşılığı taşkın kısmın ifrazı ile davacı adına tescili, mümkün olmadığı takdirde davacı lehine irtifak hakkı tesisini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iyiniyetli olmadığını, davalıya ait taşınmaza 39.01 metrekarelik taşkın yapı ile birlikte 1.696,85 metrekarelik duvar tecavüzünün de bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, karşı dava ile elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın ise dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı – karşı davalı vekilinin tüm, davalı – karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2)Davalı – karşı davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
675 sayılı Kanun hükmünde Kararnamenin 16. maddesinin 1. fıkrasında “20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.” düzenlemesi bulunmaktadır. Karşı davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden kaynaklanmaktadır. Hal böyle iken davacı -karşı davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmemiş ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyeceğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalı – karşı davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 07.10.2019 günlü 2019/959 Esas- 2019/1058 sayılı Kararının KALDIRILMASINA, Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/01/2019 tarih ve 2016/14 Esas – 2019/12 sayılı Kararının hüküm sonucunun (2.) bendinin (b) fıkrasının hükümden çıkarılarak hükmün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 24/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.