YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3323
KARAR NO : 2013/16169
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında müşteki …’a karşı konut dokunulmazlığını bozma suçundan zamanaşımı içinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2012/1142 esas 2013/ 17 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, TCK’nın 119. maddesi kapsamında nitelikli konut dokunulmazlığını bozma suçu, CMK’nın 253/1. fıkrası “b” bendi 3. nolu alt bendi kapsamı dışında bulunduğundan; uzlaşma hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, birden fazla tekerrüre esas olabilecek hükümlüğü bulunan sanığın hangi ilamının tekerrüre esas alındığı hükümde gösterilmemiş ise de, infaz aşamasında bu hususta mahkemesinden karar alınması mümkün görüldüğünden, sanığın iddianame okunmadan sorgusu yapılmış ise de isticvap zabtı ile iddianamenin sanığa tebliğ edilmesi, sanığın iddianame içeriğinden haberdar olması ve iddianameye uygun savunma yapması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Mala zarar vermek suçu yönünden koşulları bulunmadığı halde 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesi uyarınca verilen cezadan indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık …’nın temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 27.05.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif Üye)
KARŞI OY : Uyuşmazlık; sanığın savunmasının alındığı 03.04.2009 günlü ilk oturumda iddianamenin okunmaması, okunmuş ise bu hususun tutanağa yazılmaması suretiyle savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususundadır.
Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.
Adil yargılamada; mâkûl bir süre içinde açıklık (alenilik), yüze karşılık (vicahilik) ve sözlülük (şifahilik) ilkelerine uygun olarak yürütülen duruşmada elde edilen izlenim ve kanaate göre maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılır.
Nitekim bu ilkelerin bir tezahürü olan 5271 sayılı CMK’nın “İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması” başlıklı 176. maddesinde, iddianamenin sanığa tebliği ve sanığın savunmasını hazırlayabilmesi için tebliğle duruşma günü arasında en az bir haftalık bir sürenin bulunması… gibi emredici hukuk kurallarına yer verilmiştir.
İddianamenin davanın sınırlarını belirlemesi ve yukarıda sözü edilen ilkeleri doğrudan ilgilendirmesi dolayısıyla savunma hakkının kullanılması açısından hayati önemi haiz bir belge olması nedeniyle, 176. madde hükmüyle de yetinilmemiş, aynı Kanun’un “Duruşmanın başlaması” başlıklı, 191. maddesinin üçüncü fıkrasının b) bendinde ayrıca; “İddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur.” denilmiştir. Bu hükmün de emredici bir hüküm olduğunda kuşku olmasa gerekir.
Diğer taraftan, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308. maddesinin; birinci fıkrasının 8. bendinde “Hüküm için mühim olan noktalarda mahkeme kararıyla müdafaa hakkının tahdit edilmiş olması” mutlak hukuka aykırılık halleri arasında sayılmıştır.( 5271 sayılı CMK’da karşılığı 289/1-h )
İstiçvap zaptına göre iddianamenin sanığa tebliğ edilmiş olması, sanığın iddianame içeriğinden haberdar olması ve iddianameye uygun savunma yapması, 5271 sayılı CMK’nın 191/3-b maddesinde emredici hükme uyulmaması nedeniyle “hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının kısıtlanmış olduğu” gerçeğini değiştirmez. Zira, belirtilen hususlar CMK’nın 191/3-b maddesinin değil, 176. maddesinin emredici hükümlerinin gereğidir.
Açıklanan sebeplerle, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Muhalif Üye
…