YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3231
KARAR NO : 2021/13140
KARAR TARİHİ : 16.12.2021
MAHKEMESİ : ÇORUM 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile 1989 yılında evlendiklerini, davalının kumar ve alışkanlıkları nedeniyle boşandıklarını, boşanma kararının 12/10/2017 tarihinde kesinleştiğini, kendisinin çocuk doktoru, davalının ise aile hekimi olarak görev yaptıklarını, davalının evlilik birliği içerisinde olması gereken doğal güveni ve kendisine verilen vekalet yetkisini kötüye kullanmak suretiyle kendisine ait hesaptan 1.093.060 TL para çektiği gibi kredi kartlarından da 207.714 TL kumar harcaması yapmak suretiyle kendisini toplam 1.300.774,09 TL maddi zarara uğrattığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah ile talebini 760.473,60 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı; kumar oynamanın eşe karşı işlenmiş bir haksız fiil olduğunun kabul edilemez olduğunu, her eşin yasal sınırlar içinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu, kredi kartı harcamalarının ortak yapıldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının vekil olarak davacının banka hesabından çekmiş olduğu 760.473,60 TL’nin davacının iradesine uygun harcanmadığı gibi davacıya ödendiğine dair herhangi bir bilgi ve belge de dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile toplam 760.473,60 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, celp edilen kayıtlara, bilirkişi raporu ile gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında
davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli açıklık taşıdığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının eski eşi olan davalıya vermiş olduğu vekalet ile bankadan çekilen paraların ve davacının kredi kartından kumar oynamak için yapılan harcamaların, vekalet ilişkisinin kötüye kullanılması nedeniyle iadesi talebine ilişkindir.
Davacı, dava dilekçesinde eski kocası ve vekili olan davalının kendi hesabından çektiği paraları kumarda harcadığını, diğer taraftan kredi kartından da yüklü miktarda kumar harcaması yaptığını ileri sürerek talepte bulunmuş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; davacının davalıdan talep edebileceği miktar, davalının davacının hesabından çektiği 665.060 TL, davacının davalı hesabına gönderdiği 40.000 TL ve davacının dairesinin satışından davalının hesabında kalan 55.413,60 TL olmak üzere toplam 760,473,60 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının talebi olmadığı halde, davacı tarafından davalı hesabına gönderilen para ile davacı adına olan daire satışından davalı hesabında kalan paranın, rapora dahil edilmesi ve ilk derece mahkemesince bu rapor esas alınarak karar verilmiş olması, HMK’nın 26 ncı maddesinde belirtilen taleple bağlılık ilkesine aykırıdır.
O halde mahkemece, davacının dava dilekçesindeki talebi gözetilerek karar verilmesi gerekirken, davacının talebini aşacak şekilde hesap yapılan yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun’un 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 16/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.