YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16553
KARAR NO : 2021/20344
KARAR TARİHİ : 01.12.2021
Hırsızlık suçundan şüpheliler … ve …haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/12/2020 tarihli ve 2020/92697 soruşturma, 2020/56058 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04/02/2021 tarihli ve 2021/689 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/06/2021 gün ve 10029/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/06/2021 gün ve 2021/80205 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayet konusu aracı şüpheli…’nın yeğeni olan şüpheli …’dan 2016 yılında parasını peyderpey ödemek suretiyle satın aldığını, borcun tamamının ödenmemesi sebebiyle resmi olarak devir işlemini gerçekleştirmediklerini, aracın zilyetliğinin kendisinde olduğunu, 21/09/2018 tarihinde kapılarını kilitlemek suretiyle park ettiği aracının yerinde olmadığını farketmesi sonrasında şüphelilerce çalındığı iddiası ile yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturmada, şikayete konu aracın çalınmadığı, araç sahibi şüpheli… tarafından anahtar ile alındığının anlaşıldığı, şüpheli olarak ifadesi alınan araç malikinin müştekinin iddia ettiği gibi aracın müştekiye satıldığı hususunu kabul etmediği, aracı kullanım için geçici olarak müştekiye verdiğini beyan ettiği, müşteki tarafından geçerli bir satışa dair herhangi bir belge ibraz edilemediği, bu haliyle mülkiyet sahibi tarafından alınan araç nedeni ile hırsızlık suçunun olayda yasal unsurlarının oluşmadığı cihetle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Şüpheli…’nın 22/06/2020 tarihli beyanında… plakalı aracın sahibinin kendisi olduğunu, yeğeni olan şüpheli …’a 4 ya da 5 yıl önce kullanması amacıyla verdiğini, aracı kendisinden habersiz şüpheli …’ın sattığını, parasını da yollamadığını söylediği, şüpheli …’ın beyanında da 2018 yılı Mart ya da Nisan ayında aracı müşteki …’a kontak anahtarı ve ruhsatıyla beraber herhangi bir menfaat sağlamadan hastane işlerinde kullanması amacıyla geçici olarak verdiğini, müşteki …’ın aracı geri vermemesi üzerine dayısı olan şüpheli…’nın aracı kendisinde bulunan kontak anahtarı ile geri aldığını beyan ettiği, şüphelilerin ifadelerinin birbirlerini tutmadığı ve çelişkili olduğu, dosya kapsamında alıcısının şüpheli… , gönderenin müşteki … olduğu 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait para gönderme makbuzlarının bulunduğu, ayrıca para gönderilmesine ilişkin müşteki ile şüpheli … arasında geçtiği iddia edilen Whatsapp görüşmelerinin mevcut olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesindeki “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” hükmü uyarınca hırsızlık suçunun gerçekleşmesi için zilyetliğin müştekide olmasının yeterli olduğu, mülkiyetin olmasının gerekmediği, müşteki tarafından aracın 15/01/2018 tarihinde kendisi tarafından muayeneye götürüldüğüne dair araç muayene raporunu ibraz etmesi, aşamalarda verdiği samimi beyanlarından da zilyetliğinin kendisinde olduğunun anlaşıldığı cihetle, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesinin yerinde olmadığı, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/05/2016 tarih, 2014/13-159 esas ve 2016/257 karar sayılı ilamında “Sanık adına trafik siciline kayıtlı aracın katılana satışına ilişkin işlemin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/d maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı, bu durumda taraflar arasında haricen yapılan araç satış sözleşmesi geçersiz olduğundan mülkiyetin nakli sonucunu doğurmadığı, katılandan araç bedelini alamayan sanığın maliki olduğu aracı babası olan diğer sanık ile birlikte mülkiyet hakkına dayanarak bulunduğu yerden aldığı anlaşıldığından, sanıkların üzerine atılı hırsızlık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.” hükmü uyarınca somut olayda şüpheli …adına kayıtlı olan suça konu aracın kullanılması amacıyla şüpheli…’nın yeğeni olan diğer şüpheli …’a verildiği, aracın bu şüpheli tarafından da müştekiye satıldığı iddia edilmiş ise de; araç satışının araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olacağı, dosyada suça konu aracın satışına ilişkin böyle bir belgenin olmaması, aracın kimin tarafından ne şekilde müştekinin kullanımındayken alındığı ve aracın halen kimde olduğunun tespit edilememesi karşısında; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda isabetsizlik görülmemesi nedeniyle (BAKIRKÖY) 2. Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 04/02/2021 tarihli ve 2021/689 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 01/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.