Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11684 E. 2021/13049 K. 28.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11684
KARAR NO : 2021/13049
KARAR TARİHİ : 28.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.12.2020 tarih ve 2020/9922 Esas, 2020/6140 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, davacı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi,gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 94 parsel sayılı 13.752,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla davalı … ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasına dayanarak, tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman niteliğiyle adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 94 parsel sayılı taşınmazın 25.06.2011 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.613,74 metrekare yüzölçümündeki kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, bu kısım çıktıktan sonra geriye kalan ve fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 6.138,53 metrekare yüzölçümündeki kısmının tapu kayıt malikleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından (B) harfli bölüme yönelik olarak temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/9922 Esas, 2020/6140 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup, davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün orman niteliğinde olmadığı gerekçesiyle bu bölümün tapu malikleri adına tesciline karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın öncesinin ve eylemli halde orman olduğu savıyla eldeki davayı açmıştır. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda yöntemine uygun şekilde çekişmeli taşınmazın temyize ve karar düzeltmeye konu (B) harfli bölümünün 1957 tarihli memleket haritası ve 1953 tarihli hava fotoğrafı üzerindeki durumu incelenmiş ve orman sayılmayan açık alanda kaldığı belirlenmiş olup, rapor ekinde yer alan görüntüler de bu durumu doğrulamaktadır. Ancak mahallinde 24.06.2011 tarihinde yapılan keşif sonucunda hazırlanan ziratçi bilirkişi raporunda, A ve B şeklinde harflendirme yapmaksızın çekişmeli 101 ada 94 parsel sayılı taşınmazın, kısmen üzerinin tek ve çok yıllık otsu bitkiyle kaplı boş vaziyette olduğu, kısmen de çeşitli türde orman ağaçları ile kaplı olduğu ve boş alanın toprağının tarım toprağı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Orman mühendisi bilirkişisi ise, A harfli taşınmaz bölümü üzerinde orman ağaçları bulunduğunu, kalan bölümün boş vaziyette olup uzun süredir kullanılmadığı için içerisine orman ağacı fidanlarının gelmeye başladığını, bu bölümün orman bütünlüğünü bozduğunu ve taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu tespit etmiştir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün resmi parsel sorgu sayfası üzerinde yapılan araştırmada da, çekişmeli 101 ada 94 sayılı parselin bir bütün olarak civardaki orman parselleriyle aynı bitki örtüsüne sahip orman görünümünde olduğu izlenimi uyanmıştır.
Bu itibarla; Mahkemece, (B) harfli taşınmaz bölümü yönünden bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, bu bölümün öncesinin orman olmadığı, orman içi açıklık niteliğinde olmadığı ve toprak yapısı itibariyle de orman toprağı niteliği taşımadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı; keşif mahalinde dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanığı benzer ifadelerle, çekişmeli taşınmazın davalı tapu maliklerine atalarından taksim yolu ile kaldığını, öncesinde tarla olarak kullanılırken son 10 yıldır kullanılmadığını, boş arazi olarak durduğunu beyan etmişlerdir. Ziraatçi bilirkişi ise, taşınmazın ormanla örtülü bölümünde toprak işleme emaresinin bulunmadığını, boş olan bölümünün ise toprak yapısı itibariyle 15 yıldan beri zirai amaçla işlenmediğini bildirmiştir. Mahkemece, beyanlar ve ziraatçi raporu arasında taşınmazın kullanılmadığı süreye ilişkin olarak oluşan çelişki giderilmeden, 2005 yılındaki kadastro tespitinden geriye doğru 20 yıllık zilyetliğin olup olmadığı ve kullanımsız kalan sürenin iradi terk olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılmadan karar verilmesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, kadastro tespit tarihi olan 2005 tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü’nden getirilerek dosya arasına konulmalı; dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, orman mühendisi bilirkişi, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, temyize ve karar düzeltmeye konu (B) harfli taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, taşınmaz bölümünün kullanılmadığı dönem olup olmadığı, varsa ne kadar süre ve hangi nedenle kullanılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, önceki tarihli bilirkişi raporu da irdelenmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümü üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmaz bölümünün imar-ihyaya konu olup olmadığını, imar-ihyanın tamamlandığı tarihi ve ne kadar süredir kullanılmadığını belirtir nitelikte, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden, dava konusu taşınmaz bölümünü gösterir ve keşfi takibe elverişli ayrıntılı rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; orman mühendisi ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişilerden ise, hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, taşınmaz bölümünün önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının ve üzerindeki orman ağaçlarının ilk ne zaman oluştuğunun belirlenmesine çalışılmalı; çekişmeli taşınmaz bölümü ve çevresinde bulunan taşınmazların niteliğine ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi keşif zaptına aynen yansıtılmalı; keşifteki tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu (B) harfli taşınmaz bölümünde davacı yararına kadastro tespitinin yapıldığı 2005 yılından geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, iradi terkin olup olmadığı ve bu bölüm üzerinde yer alan orman ağaçlarının yaşları da gözönünde bulundurularak tapu kaydının oluşumundan sonra ormanlaşıp ormanlaşmadığı belirlenerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; (B) harfli bölüm yönünden davanın reddiyle yetinilmesi gerekirken, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunduğu halde mükerrer tapu oluşumuna sebebiyet verecek şekilde yeniden tapu kayıt malikleri adına tapuya tesciline karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/9922 Esas, 2020/6140 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.