Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/15827 E. 2022/146 K. 10.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15827
KARAR NO : 2022/146
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler, temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
CMK.nın 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanunun 303. maddesinin birinci fıkrasının a, c, d, e, f, g ve h bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde, duruşma açılmaksızın esastan reddine karar verilebileceği, ancak bu kapsama girmeyen olayda aynı Kanunun 280/1-g maddesi gereğince duruşma yapılarak karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK.nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2022 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

CMK’nın 280. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi;
1-İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık yoksa, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik yoksa, ispat bakımından değerlendirme de yerinde ise istinaf başvurusunun esastan reddine, CMK.nın 303. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İlk derece kararında CMK.nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık halleri varsa hükmün bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Diğer hallerde ise; ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verir.
Bu maddeye göre kural olarak, Bölge Adliye Mahkemesi hukuka kesin aykırılık halleri (280/1-b) dışında hükmü bozarsa yeniden hüküm verilmek üzere duruşma açması gereklidir.
Ancak CMK.nın 303/1. maddesine göre; hükme esas olarak saptanan olaylara uygulamasında hukuka aykırılıktan dolayı hükmün bozulmuş ise, aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hukuka aykırılığı da düzeltebilir. Maddenin takip eden fıkralarında yazılı hallerde hukuka aykırılık düzeltilerek, esastan red kararı verilebilir. Bunlardan en önemlisi ve inceleme konusu dosyada da tartışmaya konu olan 303. maddenin (1/a) bendidir. Maddenin (1/a) bendine göre; “Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse” Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf talebinin düzeltilmek suretiyle esastan reddine karar verecektir.
Maddedeki bu değişiklik 20.07.2017 tarih ve 7035 sayılı Kanunun 15. maddesiyle yapılmıştır. Başka bir anlatımla kanun koyucunun bilinçli ve özel bir seçimidir ve kanunun metni yoruma yer bırakmayacak kadar açıktır.
Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesi, dosya kapsamına göre suçla ilgili olayın daha fazla aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan basit bir cezaya hükmolunması gerektiği kanaatine varırsa duruşma açmadan, hukuka aykırılığı düzelterek yeni beraat kararı vermek suretiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verebilecektir.
Yüzyüzelik, delillerin duruşmada değerlendirilmesi gerektiği gibi gerekçeler ileri sürülebilirse de;
İlk derecenin mahkumiyet kararının dosya üzerinde delil değerlendirmesi yapılarak (sanığın aleyhine olacak şekilde) esastan red kararı verilebildiği halde yüzyüzelik ilkesi uygulanmamakta ise, yine dosya üzerinde delil değerlendirmesi yapılarak (sanığın lehine olacak şekilde) beraat yada düşme kararı verilerek esastan red kararı verilmesi de mümkün olmalıdır.
Keza, delil değerlendirmesi dosya üzerinde yapılarak mahkumiyet kararı verilmesi (yani usul ve yasaya uygun görülerek onaylanması) mümkün oluyorsa aynı değerlendirmenin beraat yada davanın düşmesi gerektiği kanaatine ulaşılması halinde yapılmaması için hiçbir sebep yoktur. Sanığın lehine konular usul kuralları aleyhine yorumlanamaz, bu gerekçe ile yola çıkılırsa, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararına yönelik istinaf talebinin doğrudan esastan reddi kararlarının da duruşma açılarak verilmesi gerekir. Bu yorum kanun koyucunun özel olarak sonradan koyduğu ve yoruma muhtaç olmayacak açıklıktaki düzenlemesi ile de uygun düşmemektedir.
Bu durumda; hiçbir araştırma gerektirmeyen, bu meyanda delil toplanması gerekmeden olayın apaçık şekilde belirlenebildiği başka bir anlatımla (mahkumiyetin dosya üzerinden incelenerek verilen esastan red kararındaki gibi) tam bu vicdani kanaatin oluştuğu durumlarda beraat yada düşme kararı vermek için duruşma açmaya gerek duyulmamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dosyada; sanıkların üzerlerine atılı suçu işleyip işlemedikleri yada suç vasfının belirlenmesi konusunda toplanmamış delil, araştırılmamış bir olay bulunmamakta olup; mevcut deliller ve araştırmalar ise sanıkların fiillerinin hangi suçu oluşturduğunun belirlenmesi için yeterlidir, bu nedenle sayın çoğunluğun bozma gerekçesi benimsenmemiştir.
Ancak kabule göre; “Sanığın eylemi bir bütün olarak, cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeden; ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün onanması yerine yazılı şekilde davanın düşmesine karar verilmesi” gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiğinden farklı gerekçe ile bozma kararının gerekçesine iştirak edilmemiştir.10/01/2022