Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2013/9121 E. 2013/39462 K. 16.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9121
KARAR NO : 2013/39462
KARAR TARİHİ : 16.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanıklar …, … hakkında kurulan hükümler ile sanık … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesi’nin, 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinin iptaline ilişkin 2006/65-2009/114 sayılı kararının yürürlük tarihi olan 07.10.2010 tarihi ile 6217 sayılı Yasa’nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddenin yürürlük tarihi olan 14.04.2011 tarihleri arasında gerek doğrudan hükmolunan gerekse de hapis cezasından çevrilme tüm adli para cezalarının -miktarına bakılmaksızın- temyizi kabil olduğunun anlaşılması karşısında, karar tarihi olan 17.12.2010 itibariyle sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan neticeten hükmolunan 2.000 TL adli para cezası temyizi kabil kararlardan olduğundan; tebliğnamede yer alan ve mala zarar verme suçundan hükmolunan adli para cezasının miktar itibariyle kesin olduğuna değinen düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre sanık … ve … müdafii ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca uygulanmayacağının dikkate alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddesi ile ilgili hüküm fıkrası çıkarılarak yerine ‘‘TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise mahkum olduğu hapis cezası ertelendiğinden uygulanmamasına’’ tümcesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III- Sanık … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesi’nin, 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinin iptaline ilişkin 2006/65-2009/114 sayılı kararının yürürlük tarihi olan 07.10.2010 tarihi ile 6217 sayılı Yasa’nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddenin yürürlük tarihi olan 14.04.2011 tarihleri arasında gerek doğrudan hükmolunan gerekse de hapis cezasından çevrilme tüm adli para cezalarının -miktarına bakılmaksızın- temyizi kabil olduğunun anlaşılması karşısında, karar tarihi olan 17.12.2010 itibariyle sanık hakkında mala zarar verme suçundan neticeten hükmolunan 2.000 TL adli para cezası temyizi kabil kararlardan olduğundan; tebliğnamede yer alan ve mala zarar verme suçundan hükmolunan adli para cezasının miktar itibariyle kesin olduğuna değinen düşünce benimsenmemiştir.
Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay CGK’nın 05.03.2013 günlü, 2012/1-1560 esas ve 2013/81 karar sayılı ve aynı günlü 2013/8-131 esas ve 2013/75 karar sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere, temyiz incelemesinden önce sanığın ölmesi hâlinde, müsadereye tâbi eşya olsa bile 5237 sayılı TCK’nın 64. maddesi uyarınca, hükmün bozulmasıyla yetinilmesi, müteakip işlemlerin ise; mahkemesince yapılması gerekir.
UYAP’tan alınan nüfus kaydına göre, sanığın 04.11.2012 tarihinde öldüğünün belirtilmiş olması karşısında 5271 sayılı CMK’nın 223/8 ve TCK’nın 64/1. maddeleri uyarınca sanığın öldüğünün anlaşılması hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde zorunlululuk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 16.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.