Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/126 E. 2021/2054 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/126
KARAR NO : 2021/2054
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.08.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 63.756,00 TL borç para aldığını, karşılığında 9173 ada 36 parsel, zemin kat 1 nolu daireyi davalıya satış gösterdiğini, bu konuda sözleşme yapıldığını, sözleşme gereği davalıdan alınan para ödendiğinde dairenin müvekkiline geri verilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin borcunu ödediğini ancak davalının daireyi müvekkiline geri vermediğini belirterek; davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde müvekkili tarafından ödenen 63.756,00TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı …’nın 55.000,00TL bedelli çekin müvekkilinde bulunduğunu, çekin ödeme günü bankaya ibrazında karşılığı olmadığının arkasına yazdırıldığını, davacı ile ödeme hususunda görüşüldüğünde ödeme durumunun olmadığını beyan ettiğini, davacının talebi üzerine müvekkilinin emekli banka müdürü olması sebebiyle de bankadan müvekkili adına ancak davacı hesabına kredi kullandığını, davacı ile aylık 1.771,00TL’den 36 ay vadeli toplam 63.756,00TL ödemesi için anlaşma yapıldığını, buna istinaden senet düzenlendiğini, ayrıca borç ödendiği takdirde evin de iade edileceğine dair yazılı taahhüt verildiğini, davacı tarafından 10-12 adet taksitin ödendiğini, daha sonra davacının müvekkilini arayarak davaya konu evin Kemal Kerem Şahin isimli bir şahsa 80.000,00TL karşılığı satışı için anlaştığını, bu satıştan elde edilecek miktardan banka kredi borcunu mahsup edeceklerini söyleyerek icra takibine konu senetleri getirmesini istediğini, 01/08/2008 tarihinde müvekkilinin oğlu ile birlikte Eskişehir’e giderek Tapu Müdürlüğü’nde işlemler başlatıldığını, müvekkilinin davacının sözlerine inanarak ödeme yapılmadan vadesi gelmemiş 23 adet her biri 1.771,00TL bedelli olan toplam 38.962,00TL değerindeki senetleri davacıya verdiğini, Tapu Müdürlüğü’ne gidildiğinde davacının çeşitli bahanelerle yanından uzaklaştıklarını, bir daha kendilerini göremediğini, borcu ödemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne,davacı tarafın davalı tarafa 21.252,00TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Somut olaya gelince; dosyada mevcut bulunan tarih içermeyen, tarafların imzalarını içeren sözleşme başlıklı belgenin incelenmesinde; davacı …’nın davalı …’na 1.771,00 x 36 ay = 63.756,00TL borcunun bulunduğu, borca karşılık 36 adet senet verildiği, senetlerin ödenmesi ve borcun kapatılması halinde bu borca karşılık satışı yapılan Eskişehir Merkez Aşağısöğütönü 9173 ada 36 parselde kayıtlı zemin kat 1 nolu dairenin … tarafından satışının tekrar davacıya yapılacağının beyan, kabul ve taahhüt edildiği görülmüştür.
Sözleşmede belirtilen taşınmazın davacı dışında dava dışı üçüncü kişi Hasan Arabacı tarafından, davalıya devir edilmiş olup, önceki kayıt maliki ile taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığından davacının tapu iptal ve tescile ilişkin davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşmeya göre borcun karşılığı olarak verilen senetler davacı elinde bulunduğundan senet bedellerinin alacaklı davalıya ödenmiş olduğunun kabulü gerekir. Senet bedeli olan 63.756,00TL ödendiğine göre sözleşme kapsamında belirtilen ve teminat olarak devir edildiği anlaşılan 9173 ada 36 parselde kayıtlı zemin kat 1 nolu dairenin alacağa karşılık davalıya mükerrer olarak devir edilmiş olduğu anlaşıldığından davacının tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.