YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2069
KARAR NO : 2021/10440
KARAR TARİHİ : 20.10.2021
İNCELENEN KARARLA
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas 2015/85 sayılı kararı ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.10.2021 tarihinde Başkan vekili … ve Üye Dr. …’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
18.09.2013 tarihinde Yeşildere Mahallesi 1168. sokak üzerinde Ufuk Tavukçuluk isimli markette ve marketin arka tarafında bulunan ikamette çalıntı malzemelerin bulunduğu yönünde yapılan ihbar üzerine, sanığın işlettiği Ufuk Tavukçuluk isimli markette yapılan arama sırasında vitrinli dolabın içine gizlenmiş siyah poşet içerisinde küçük beyaz kağıtlara sarılı vaziyette 120 paket halinde eroin ele geçirildiği somut olayda; sanığın aşamalardaki savunmalarında; …adlı işyerini işlettiğini, işyerinin evi ile bitişik olduğunu, işyerinin buzdolabında bulunan eroinin kendisine ait olmadığını, ablası….ile ..n gayri resmi kocası olan eniştesi …ile 2011 yılından bu yana husumetli olduklarını, olay günü de …ve …’nın oğlu….’nun 16:00 sularında dükkana geldiğini, içecek bir şey almak için içeriye girdiğini, kendisinin de dışarıda olduğunu, tahminince bu esnada birbirine yakın olan vitrin dolabın motor kısmına eroinleri koyduğunu, aralarındaki husumet nedeniyle …’nın, oğlu olan …i yollayıp böyle bir şey yaptırdığını düşündüğünü, eniştesi … ile 5-6 ay kadar aynı dükkanı işlettiğini, zarar edince kapattıklarını, daha sonra dükkanı kendisinden istediğini ve anahtarı ona verdiğini, daha sonra da uyuşturucu sattıklarını duyunca emniyete dilekçe verdiğini, onların da kendisini yağma iddiasıyla şikayet ettiklerini ve Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde bu suçlamadan beraat ettiğini, uyuşturucu kullanmadığını ve uyuşturucu ticareti yapmadığını söylemiştir.
Sanığın savunmasında bahsi geçen ve dosyada örneği bulunan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/364 esas, 2011/408 sayılı kararı incelendiğinde; sanık … hakkında, şikayetçi …e karşı yağma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın üzerine atılı yağma suçunu işlemediği gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. Yine sanığın, ablası olan …ile gayri resmi eşi … hakkında kendisini tehdit ettikleri iddiasıyla şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 10/08/2011 tarih ve 2011/25527 sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkeme, sanığın husumetli olduklarını söylediği, …le gayri resmi eşi …’yu tanık sıfatıyla dinlemiş, adı geçen kişiler sanıkla aralarında husumet olduğunu doğrulamışlardır.
Yine mahkemenin 6. oturumunda dinlenen tanık … “Geçen celse mahkemenizde yapılan yargılama sonrası daha önce tanıklıktan çekindiğini öğrendiğim üvey kardeşim olan ..ana hitaben ‘abi uyuşturucu maddeyi tavukçu dükkanına ben koydum ama babama söyleme, duyarsa beni öldürür’ dedi” şeklinde beyanda bulunmuş, adı geçen … da mahkemede tanıklıktan çekindiği için dinlenememiştir.
Sanığın savunmasında belirttiği, ablası …ve ablasının birlikte yaşadığı gayri resmi eşi … ile aralarında husumet olduğu yukarıda belirtilen ve dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden anlaşılmış, özellikle tanık Uğur Oğuztürk’ün anlatımları da dikkate alındığında, sanığın işlettiği dükkanda ele geçen uyuşturucu maddenin sanığa ait olduğuna ya da sanık tarafından oraya konulduğuna ilişkin sanığın savunmasının aksine kuşku sınırlarını aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı, kuşkulu bir durumun bulunduğu kanaatine varılmış ve kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı görülmüştür. Bu itibarla, sanık hakkındaki hükmün bozulması gerektiği kanısını taşıdığımızdan, çoğunluğun onama görüşüne katılmıyoruz. 20/10/2021